Ölüp gitsem, dünya en ufak bir vicdan azabı çekmeden, dönmesini sürdürecekti. Kesinlikle işler fazlasıyla karmaşıktı. Gene de, en azından kuşku duymadığım bir şey vardı: “kimsenin bana ihtiyacı yoktu.
Düşünmekten de, bir şey istemekten de vazgeçmiş. Düşünme yetilerini bu denli zorlayan koşullar karşısında, gözlerini kapatmış, kulaklarını tıkamış, zihnini çalıştırmayı bırakmış.
Aklımda, bedenimde, hatta yaşantımda bile, bir yerlere gömülüp gitmiş, yitik bir dünya vardı. Belki de yaşamımı, olması gerekenden biraz uzaklaştıran da buydu işte.