Ben buraya bıçak sırtında yürüye yürüye, sehiv secdesinde bile yanıla yanıla, mahya kandillerinin şiddetli rüzgarda kopup düşeceğinden korka korka geldim.
Ne zaman yorucu bir kitap okusam arkasından bir Harlan yada Tess okur kendime gelirim. Bu kitabı resmen elimden bırakamadım, sonunu çok merak ettim ve beklediğim gibi şaşırtıcı bir son oldu yine. Tam çerez niyetine bir kitaptı.
Tek Bir BakışHarlan Coben · Martı Yayınları · 2017666 okunma
Sabahattin Ali’yi çok severim bilen bilir. Geçen haftaki İstanbul seyahatimizde yanıma sadece bu kitabı aldım fırsat bulursam bir iki sayfa okurum diye. Şansa bakın ki Büyükada Kadıköy vapurunda bu kitaba başladım ve kitabı Ali’nin mektuplarını okudukça onun da bir çok zamanının ada ile Kadıköy arasında geçtiğini, hatta modadan kaç kez eşine mektuplar yazdığını gördüm. Bu tarz tesadüfler bana hep ilginç gelmiştir. Bu tesadüf sayesinde de kitabı daha da anlayarak okudum. Zamanında insanlar görüşlerinden ötürü çok sıkıntılar çekip hapis yatmış sağ sol farketmez. Ama ne olursa olsun kim olursa olsun hayatını bir kaç siyasi olay sebebiyle hapislerde sürgünlerde geçirmemeliydi. Sabahattin Ali bu kitabında önce nişanlı zamanlarında Aliye’ye, sonra eşi ve çocuğunun annesi Aliye’ye ve çok sevdiği kızı Filiz’e çok içten mektuplar yazmış. Doğru düzgün onlarla vakit geçirememiş onların yanında olamamış ama aklı ve kalbi hep onlardaymış. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun bu kitabı okuduğunuzda Seven bir adamın, sadık bir eşin, ve koca yürekli bir babanın anılarını okuyacaksınız. İyi okumalar.