Uyurken iki kişiyim ben
bir gözüyle diğerine sevinen
Uyku gibi rüya görmedim daha
ne kalp ne de dünya gözüynen
Uyuyorum işte gör hayalde gör düşte gör
uyandırırsan beni bir rüyaya düş de gör
Yılan bile dokunmaz ya insana su içerken
terk edemez öyleyse kimse kimseyi uyurken
Anne sütü tükenir, bitmez uykunun sütü
çocuktur herkes uyurken yüzü gözü
Işıkla yıkanır gibisin uykuda gözlerin aydın
uykulardan uyanıp kaç uykunun sevincine baktın
Yıldızlara dokundun, ağaçlara sarıldın, sokakları sevdin
gökkuşağı kız kardeşiyse yağmurun, uyku da kardeşin
Seni bir uykuda unutsalar aşka benzerdin.
"Uyumaya çalışıyordu. Doğru mu yanlış mı yapıyordu? Burada uyunabilir miydi? Ölüm her an üzerinize serilebilecekken uyanıklığı bir anlığına bile olsa kenara bırakmak tehlikeli değil miydi?
Keman sesini işittiğimde bunları düşünüyordum. Ölülerin canlı bedenlerin üzerine yığıldığı bu karanlık barakada bir keman sesi. Burada, kendi mezarının kenarında keman çalan hangi deliydi? Hayal mi görüyordum?
Juliek olmalıydı.
(...)
Etraf kapkaranlıktı. Yalnızca kemanı duyuyordum. Tellere dokunan arşe, Juliek'in ruhuydu adeta. Hayatını çalıyordu. Tüm hayatı tellerin üzerinde akıyordu. Kaybolmuş tüm umutları. Yanmış geçmişi, sönmüş geleceği. Bir daha asla çalmayacağını çalıyordu...
(...)
*Spoiler*
Ne kadar süre çaldı bilmiyorum. Uykuya yenik düştüm.
Gün aydınlanırken uyandığımda karşımda iki büklüm duran Juliek'i fark ettim. Ölmüştü. Hemen yanında insanı allak bullak eden, küçük bir ceset daha yatıyordu. Ayaklar altında ezilmiş, kırık kemanı..."