"Bir gece lala ile beraber karşılıklı oturup, el değirmeni ile bulgur öğütmekte idik; değirmeni çevirirken sıra bana geldi. Ben çevirmekle meşgul iken gördüm ki lala gözlerinden yaş döküp, muttasıl ağlıyor. Sebebini sordum. Cevabında 'sen daha çocuksun, anlamazsın' dedi. Ben ısrar ettim; nihayet aciz kalıp, 'bu değirmen lisan-ı hal ile ne diyor biliyor musun' dedi. Ben değirmenin lakırdı söylediğini o vakte kadar işitmediğimden, hayran hayran lalanın yüzüne baktım ve aman değirmenin nasıl lakırdı ettiğini bana söyle deyü ibrama başladım.
Lala derunundan bir ah çeküp 'Evet! Değirmen söyler, ve bizden daha fasih ve makul söyler. Fakat anları işitmeye yürek ister! İşte bu değirmen lisan-ı hal ile diyor "Ey bana nazar eden gafiller! Gözlerinizi eyüce açın. bana eyüce bakın! Zira ben bu dünyanın bir misaliyim. Bana koyduğunuz buğdaylar dahi dünyaya gelen insanların aynıdır. Konulan daneleri ben iki taşın arasında yuvarlıya yuvarlıya kırıp ufaltırım. Ve matlub olan mertebe-i kemale geldiklerinde ki bulgur olurlar; anları dışarı atarım; yeni gelenlerle meşgul olurum. Nitekim dünya dahi kendine gelen insanları zemin ve sema arasında enva-ı belaya ve imtihanat ile ezüp, geçirüp kemale, yani her şahs kendine mukadder olan nisaba baliğ oldukta mezara def'eder; diğerleri ile meşgul olur..."
...
Ebūzziya Tevfik'e göre bu felsefe Ziya Paşa'nın düşüncelerine ve hayata bakışına tesir etmiş, onları şekillendirmiş ve hatta Terci-i Bend'in mısraları arasına girmiştir:
Gerdûn bir âsiyâb-ı felâket-medârdır
Gûya içinde âdem-i âvâre dânedir
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!