"Bak bizim peygamberimiz İsa aleyhisselâm, ömür boyu evlenmedi. Fakat sizin peygamberiniz dayanamadı evlendi. Bu farka ne dersin?"
"Bu tabii bir şey yahu!"
"Yahu Üstad Ali, biri ömür boyu evlenmiyor, diğeri kaç defa evleniyor. Nasıl tabii olur?"
"Yahu sizin peygamber, annesinin oğlu, ibnü'l-mer'e, kadının oğlu, babası yok, ilâhî bir nefes... Onda erkeklik dişilik aranmaz ki... Bizim peygamber, recul ibni'r-recul, er oğlu er, erkek oğlu erkek... Sizin peygamberin aile hayatı, nasıl baba idi, nasıl koca idi, nasıl aile yetiştirdi, nasıl, nasıl?.. Buraları ondan sorulmaz, araştırılmaz. O İlâhî bir mucize. Ruhtan bahsedilemediği gibi, onun da mahiyetinden bahsedemeyiz. Kur'an-ı Kerim, Hazreti İsa için, İlâhî bir kelime, diyor. Allah, ol dedi, oluverdi...
"Hazreti İsa ilâhî bir nefhadan meydana geldiği için, bir melek gibi bakılır ona. Onu ruhanî yaratmış Allahu Teala... Madde içinde tuğyan etmiş, rezil-i rüsva olmuş Yahudinin tabiatını tadil için geldi o. Bu kadar maddi bir kavmi, bu kadar ruhani bir peygamber ancak eğebilir. Eğri bir odunu düzeltmek için ateşe korlar. Sopayı ateşe gösterirseniz yumuşar, mûtedil hale getirirsiniz. Böyle eğri olan Yahudi tabiatını düzeltmek için, sırf uhrevi olarak, Allahu Teala onu gönderdi. Onun için Hazreti İsa baba olamaz, aile reisi olamaz, zevce olamaz..."
Hadiseyi yurda geldiğinde bize nakleden Ali Yakup Bey, bu cevap üzerine eczacının duçar olduğu şaşkınlığı şöyle anlatmıştı:
Ben böyle deyince, adamcağız iskemlesinin üstüne yığıldı kaldı. Ayağa kalkamaz oldu.
"Yahu, dedi; sen bu cevabı nereden buldun?"
"Vallahi ne okudum, ne de kimseden duydum. Şu anda sen sorunca aklıma geldi..." deyince iyice perişan oldu...