*Henüz 5 yaşında bir Çeroki Kızılderilisi olan 'Küçük Ağaç' anne-babasının ölümünden sonra büyükbaba ve büyükannesiyle beraber dağlarda büyümeye başlar.
*Büyükbaba evrendeki canlı-cansız her şeyin bir ruhu olduğunu; hayvanları, ağaçları, rüzgarı, suyu dinlemeyi ve anlamayı öğretmektedir Küçük Ağaç'a.
*Bu sırada büyükanne ise herkesin 'beden' ve 'ruh' diye iki aklı olduğunu; beden aklı her şeyi ele geçiren insanların 'ölü insan' olduğunu ve ruhunu kaybettiğini öğretir.
* Küçük ağaç dünyaya, rüzgara, suya, toprağa, insana nezaket ve sevgiyle yaklaşmayı; her şeyin bir varoluş amacı ve yaşama hakkı olduğunu; doğa ile uyum içinde olmayı öğreniyor.
* Kitaptaki çocuğun hayatla ilgili her şeyi doğadan öğrendiğini gördükçe modern eğitimin yaratıcılığı körelten taraflarını sorguluyor insan.
*Kitapta 'Dünya'nın İnsanları' diye anlatılan Kızılderililer(yerliler)'e yapılan baskının, hor görmenin ve eziyetin izlerini de görüyoruz
* Doğa'nın iyileştirici ve sakinleştirici gücünü okurken bile hissediyorsunuz. 'Şeker Portakalı' ve 'Küçük Prens'deki masumiyeti barındıran ve okuma listenize kesinlikle ekleyin diyebileceğim bir kitap...