Mizgin temel

Puan vermedi·280 syf.··
2026 7. kitabı
*Henüz 5 yaşında bir Çeroki Kızılderilisi olan 'Küçük Ağaç' anne-babasının ölümünden sonra büyükbaba ve büyükannesiyle beraber dağlarda büyümeye başlar. *Büyükbaba evrendeki canlı-cansız her şeyin bir ruhu olduğunu; hayvanları, ağaçları, rüzgarı, suyu dinlemeyi ve anlamayı öğretmektedir Küçük Ağaç'a. *Bu sırada büyükanne ise herkesin 'beden' ve 'ruh' diye iki aklı olduğunu; beden aklı her şeyi ele geçiren insanların 'ölü insan' olduğunu ve ruhunu kaybettiğini öğretir. * Küçük ağaç dünyaya, rüzgara, suya, toprağa, insana nezaket ve sevgiyle yaklaşmayı; her şeyin bir varoluş amacı ve yaşama hakkı olduğunu; doğa ile uyum içinde olmayı öğreniyor. * Kitaptaki çocuğun hayatla ilgili her şeyi doğadan öğrendiğini gördükçe modern eğitimin yaratıcılığı körelten taraflarını sorguluyor insan. *Kitapta 'Dünya'nın İnsanları' diye anlatılan Kızılderililer(yerliler)'e yapılan baskının, hor görmenin ve eziyetin izlerini de görüyoruz * Doğa'nın iyileştirici ve sakinleştirici gücünü okurken bile hissediyorsunuz. 'Şeker Portakalı' ve 'Küçük Prens'deki masumiyeti barındıran ve okuma listenize kesinlikle ekleyin diyebileceğim bir kitap...
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·264 syf.··
2026 6. kitabı
İsmine bakarak 'en fazla ne olabilir ki' diye düşündüğüm, ancak anlatırken bu kadar zorlandığım bir kitap oldu. Bir filolog olan Dr. Edwin Spindrift'in aniden rahatsızlanıp tedavi için İngiltere'ye gönderilmesi ile başlıyor her şey. Yapılan bir dizi tetkikten sonra beyninde tümör olduğu anlaşılır. Dr. Spindrift geçireceği operasyonu beklerken karısı da yakındaki barlarda zaman geçirmektedir. Operasyon gecesi hastaneden kaçan ve karısını arayan Edwin için her şey karmaşık bir hal alıyor. Şimdiye kadar kelimeleri sadece akademik olarak gören Edwin, kendisini bir anda Londra'nın kirli arka sokaklarında bulur. Artık kelimeler sadece bir gerçeklikten ibaret değil, hayatın ta kendisi olmuştur. Karısını ararken yaşadığı veya yaşadığını sandığı her şey gözlerini tekrar hastanede açmasıyla karşısına çıkar. Gerçeklikten kopmuş bir gerçeğin pençesine düşmüş gibi hissetmektedir. Kesinlikle okuyucuyu ters köşe yapan bir sona sahip. Gerçek ve hayalin dans ettiği film tadında bir hikaye. (Yıllar önce izlediğim bir filmi hatırlattı bana, söylersem kitabın gidişatı hakkında ipucu vermiş olacağım için söylememeyi tercih ediyorum)
Doktor HastalandıAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,099 okunma
Puan vermedi·380 syf.··
2026 5. kitabı
- BEREKETLİ TOPRAKLAR ÜZERİNDE- * Ç. Köyünden Çukurova'ya hemşerilerinin yanına çalışmak için giden üç arkadaşın hikayesi. İflahsızın Yusuf, Köse Hasan, Pehlivan Ali... * Yusuf ikinci defadır çıkıyor köyden, Hasan ve Ali ise ilk defa çıkacaklardır. Şehir görmenin verdiği heyecan, iş bulma umutları, sevinç...Tren garında beklerken bu duygularla veda ediyorlardı köylerine. * Üç arkadaşın ilk durakları, büyük hevesle gittikleri hemşerilerinin pamuk fabrikasıdır. Şehir hayatına ve insanlarına yabancılıkları burada tutunmalarına izin vermez. Köse Hasan'ın yataklara düşecek kadar hastalanması ile beraber üç arkadaşın ilk kopuşları burada olur. * Yusuf ve Ali yollarına bir inşaatta devam ederler. Her defasında birbirlerine şehire neden geldiklerini hatırlatarak...Ama gönül dinler mi hiç bunları? Pehlivan Ali inşaatta çalışan Fatma'ya vurulur. Her şeyi göze alıp kaçırır Fatma'yı. Sonun başlangıcına yaklaştığını bilmeden...İşte ikinci kopuş da burada olur. * Köse Hasan hasta yatağında, Yusuf inşaatta, Pehlivan Ali ise patoz başında. * Çukurova'nın bereketli toprakları...Bu topraklar üzerinde insandan sayılmayan, hakları yenen, kurtlu-küflü yemeklere layık görülen, dövülen, sövülen, makine gözüyle bakılan işçiler vardır; bir de onlara zulmeden ikiyüzlü, acımasız ırgat başları ve onların kıymetli ağaları. * Her türlü haksızlığı çoluğu çocuğu için yutan, ekmek derdinde olan işçilerin zorlu çalışma şartları çok güzel anlatılmış. Ama susmanın ve her şeye tamam demenin bir çözüm olmadığı da ırgat başına isyan eden 'Zeynel' karakteri ile çok güzel örneklendirilmiştir. * Köye dönüş vakti gelmiştir. Duvarcı ustası olan İflahsızın Yusuf içinde gaz ocağı olan tahta bavulu, üzerinde yepyeni kıyafetleri, başında etiketi bile sökülmemiş şapkası ile gururlu bir halde beklemektedir yine aynı
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma
-ALTI HARFLİ BİR TATLI- (Şermin YAŞAR)
Puan vermedi·248 syf.··
2026 4. kitabı
Bazı insanlar birbirini yaralarından tanır. Meltem ve Selime Teyze'nin hikayesi de böyle başladı işte. İki hayat, iki kadın, iki yara...Okudukça duygulanacağınız, hüzünleneceğiniz bir kitap. Meltem annesiz büyümenin, Selime Teyze ise evlatları olmasına rağmen yalnız yaşlanıyor olmanın sancılarını çekmektedir. Kitap boyunca kendinizi ikisinin yerine de koyuyorsunuz. Melteminki gibi doğuştan gelen bir yalnızlık mı yoksa Selime Teyze'ninki gibi kalabalık içindeki bir yalnızlık mı? Hangisi daha çok acıtır insanı, hangisiyle başa çıkmak daha zordur? Kitabı okudukça genç bir kadının çocukluktan gelen yalnızlık duygusuyla nasıl baş etmeye çalıştığını, başkalarıyla güvenli bir ilişki kurmakta ne kadar zorlandığını görüyoruz. Aynı zamanda bir ailesi olmasına rağmen 'yok' sayılarak 'var' olmaya çalışan yaşlı bir kadının yaşadığı derin kederi görüyoruz. Bazen yaralarımızın iyileşmesi için birinin/birilerinin bizi gerçekten görmesi gerekir. Ruhumuza, yaramıza dokunmayı bilen birileri...Öyle ki; bazen içten bir bakış bile yumuşatır içimizde yükselen üzüntüyü... Meltem'in hikayesinin sonundan şunu anlıyor insan; Gerçek sevgi iyileştirir... Kitabın insanı içine çeken konusu, yazarın akıcı diliyle birleşince ortaya çok güzel bir kitap çıkmış. Bir çırpıda okunabilecek kitaplardan.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
Puan vermedi·435 syf.··
2026 3. kitabı
Gorki'nin otobiyografik üçlemesinin ikinci kitabı... Annesinin kaybıyla beraber hayata atılan Aleksey yoksulluğun insanları sertleştirdiğini, çaresiz kıldığını görüyor. Çalıştığı gemilerde, hanlarda, atölyelerde birçok insanla tanışır. Aşçı Smuriy, ateşçi Yakov, gezgin Vasilyev, Jiharev, çamaşırcı Natalya ve daha nicesi hayatından geçip giderken bir yandan da hayatını sorgulamasına sebep olur. Artık ilkgençlik yıllarında olan Aleksey'in hayatı ve düşünceleri din-kitap-kadınlar ile harmanlanıyor. Özellikle kitaplar hayatının tam merkezine yerleşiyor. Durmadan okuyor, sorguluyor, başka hayatların da var olduğunu kitaplar sayesinde öğreniyor. Kitaplar onun için bir bakış, bir mucize, vazgeçilmez bir tutku olmuştur artık... Okudukça özgürleşen berrak zihni ile yaşadığı hayat arasında sıkışıp kalmıştır, okumanın büyülü dünyasına adım atan herkes gibi... Okumak için yanıp tutuşan genç Aleksey, geleceğin en büyük isimlerinden biri olma yolunda ilk adımları farkında olmadan atmaya başlamıştır. (İyi ki) Gorki kadının dışlandığı, küçük görüldüğü bir toplum ve zamanda bile; kadınların dünyadaki en anlamlı varlıklar olduğuna inanır. Bu yönüyle çevresindeki insanlardan belirgin bir şekilde ayrılır. Kitapta; yoksulluk ve yoksulluğun insan üzerindeki etkileri tokat gibi çarpıyor okuyucunun yüzüne. Kişilerin karakterleri ve kişilerarası ilişkiler öyle derinlemesine işlenmiş ki hayran kalmamak elde değil. Daha sayfalarca yazabilirim bu kitap ile ilgili ama spoiler olmaması adına burada duruyorum Tavsiyem kitabı okumanız ve edebi yoğunluğun içinde kaybolmanız. Keyifli okumalar!
Ekmeğimi KazanırkenMaksim Gorki · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20188,2bin okunma
Reklam