Peki, sezgi neyle beslensin ki, sürekli olarak gıdasını alıp çevremizi tarama taleplerimize duyarlı olabilsin? Onu hayat besler -hayat onu,
ona kulak vererek besler. Duyacak kulak olmazsa ses ne işe yarar? La Que Sabe'nin, Bilen'in, sesini duyup ona güvenmedikçe megatropolis'in ya da gündelik hayatın ıssızlıklarındaki kadın ne işe yarar? Kadınların yüzlerce belki, binlerce kere şöyle dediklerini duydum:
"Sezgime kulak vermem gerektiğini biliyordum. Şöyle şöyle yapmam/yapmamam gerektiğini hissettim, ama dinlemedim." Derin sezgisel benliği, ona kulak vererek ve öğütlerine uygun davranarak besleriz.
O kendi başına bir şahsiyettir; içerdeki kadının psişik topraklarında oturan, sihirbaz kuklası büyüklüğünde bir varlıktır. Bu balamdan, vücuttaki kaslara benzer. Eğer bir kas kullanılmazsa, sonunda zayıflar. Sezgi de
tam anlamıyla böyledir: Besin olmazsa, uğraş olmazsa, pörsür.