“Bütün insanlar onur ve haklar bakımından özgür ve eşit doğar.”
Cinsiyet kimlikleri nedeniyle insanlara uygulanan şiddet ve ayrımcılığın sona erdirilmesi insan hakları açısından çözmemiz gereken büyük bir sorundur.
Dünyada her yaştan insan, cinsiyet kimliği nedeniyle neler yaşıyor:
Ayrımcılığın en acımasızına uğratılıyor.
Affedilemez insan hakları ihlallerine uğruyor.
İşyerinde, okulda, sokakta, çevresinde aşağılanıyor.
Kendi ailesi tarafından itiliyor, yalnız bırakılıyor, tehlikeye atılıyor.
Fiziksel saldırılara uğruyor.
İşkence ediliyor.
Cinsel şiddete maruz kalıyor.
Ölüm tehditlerine maruz kalıyor.
Cinayet hedefi haline getiriliyor.
Cinsel yönelimlerinin tespiti bahanesiyle onur kırıcı fiziksel muayeneye tabi tutuluyor.
Tüm bu yapılanlar normalleşiyor çünkü temelinde, derinlerde yatan bir homofobik korku ve davranış bozukluğu var.
( Çok ayrıntılı bir konu ama, tek bir örnekle geçeyim: Yaygın önyargı ve nefret sonucu lezbiyen kadınların tecavüz ve zorla gebe bırakılma zulmü yaşadığı birçok yer var.)
En çok mesele yapılan konu:
TOPLUMU AHLAKSIZLAŞTIRIYORLAR!
Şimdi size şunları sorayım:
Ekonomik zorluklar nedeniyle tek göz evde yaşayan birçok aile var mı? Ve bu ailede çocuklar ebeveynlerinin cinselliğine tanık oluyor mu? Bu yaşam biçiminden çocuk ve gençleri nasıl korumayı düşünüyorsunuz?
Aile içi şiddete tanık olan çocukları bu travmanın etkilerinden nasıl korumayı düşünüyorsunuz?
Sosyal hizmetler veya dini eğitim hizmeti kapsamında yaşanan yerlerde çocuklar ve gençler cinsel tacize uğramıyor mu? Onları nasıl korumayı düşünüyorsunuz?
Bu ülke, insanı her gece çaresizlik hissiyle uyutup sabah da sana ait olmayan bir utanç duygusuyla uyandırıyor. Gece sen bilmeden kim bilir ne rezaletler, felaketler yaşanıyor. Sabah da kendi kendimizi, bulunmadığımız yerlerdeki ölümler için suçlayarak, utanarak uyanıp...His kuşatması bu. Felç oluyoruz, felç!