Din adamıyım diyen her kimse, fizikten, kimyadan, matematikten, biyolojiden anlamıyorsa olmaz! Fiziktenten, kimyadan, matematikten, astronomiden, biyolojiden anlamayan adamın Allah'ın bilimine, dinine aklı erer mi? Mümkün mü bu? Hayatın bu bilimleri Allah'ın lisanıdır. Biyolojiyle konuşur bizimle, matematikle, fizikle. Hepsi, her bilim yaratılışın lisanıdır. Bu lisansları bilmeden kimse Allah'ın adını ağzına almasın! Bu yüzden, bir gün ibadethaneler araştırma ve bilim merkezleriyle birlik içinde varoluşun felsefesine odaklanabildiklerinde, işte zaman biz de dini gerçekten yaşamaya başlayacağız.
Minarelerin süngüye, kubbelerin miğfere, camilerin kışlaya ve müminlerin askere dönüştürülmeye çalışıldığı , Allah'ın canından intikam alırcasına, kulu kuldan dinle ayıran ve insanı insana kırdıran şey ancak şeytanın hizmetinde
olabilir!
"4 aşama vardı islamiyette şeriat, tarikat, hakikat ve marifet. Allah herkestedir, her şeydedir, her yerdedir. Bunun idrakine vardığında dördüncü mertebe açılır sana marifet."
İlkelliğin torpiliydi bu: Güzellik. Karakteri önemsizleştiren zehirli bir etkiydi. İzleyene ilham yokluğunu çekene acı, acısına amaç, aşığına neden, öfkeye güçsüzlük, yağmacıya hedef, sahibine başta kolaylık sonda lanet veren şey bedeninin her tarafını sarmıştı. Kendisine tuzaklar kurulmasını nedeniydi bu vücut, bu ten, bu saçlar, bu dudaklar, bu yüz. Hatalarının nedeni, mutsuzluğunu bedeliydi.