MuhammedBurak

MuhammedBurak
@Mm_Burak
De ki: “Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir.(En'âm 162)
Gazi Hukuk IV Medeniyet Tasavvuru Okulu-II
82 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Nefis, kendini hür ve serbest ister ve öyle telakki eder. Hattâ mevhum bir rububiyet ve keyfe-mâyeşa hareketi, fıtrî olarak arzu eder. Hadsiz nimetlerle terbiye olunduğunu düşünmek istemiyor. Hususan dünyada servet ve iktidarı da varsa, gaflet dahi yardım etmiş ise bütün bütün gasıbane, hırsızcasına nimet-i İlahiyeyi hayvan gibi yutar. İşte ramazan-ı şerifte en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki kendisi mâlik değil, memlûktür; hür değil, abddir. Emir olunmazsa en âdi ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye mevhum rububiyeti kırılır, ubudiyeti takınır, hakiki vazifesi olan şükre girer.
Din
Reklam
Bu bâbda en ziyade nazar-ı merhamete alınması lâzım gelen kızlardır. Zevc ile zevcenin aileyi teşkil ve idare hususunda müşterek oldukları derkâr iken erkek çocukların sokakta oyun oynamakla imrâr-ı vakit etmesi mâzûr göründüğü bir sinnde bulunan kız çocuklara cemiyyet-i beşeriyyece en büyük bir vazife yani bir ailenin validesi ve müdîr-i umûru olmak vazifesi tevdî olunuyor. Henüz teşekkülât-ı bedeniyyesi tekemmül etmemiş olan bir bîçâre kız valide olmakla âsabı ila ahiri’l-ömür perişan oluyor, ilel günâ-gün iktisab ediyor, ondan tevellüd eden çocuk cılız ve pek asabi bir şey olup unsûr-ı İslâm’ın gittikçe tedennîsi esbâbına inzimâm ediyor.
tedenni: alçalma, inzimam: bağlanma
Din
Riyaya Dair;
Riyaya insanları sevk eden esbabın Birincisi: Zaaf-ı imandır. Allah'ı düşünmeyen, esbaba perestiş eder, halklara hodfüruşlukla riyakârane vaziyet alır. İkinci Sebep: Hırs ve tama', zaaf ve fakr noktasında teveccüh-ü nâsı celbine medar riyakârane vaziyet almaya sevk ediyor. Risale-i Nur'un şakirdleri, iktisat ve kanaat ve tevekkül ve kısmetine rıza gibi Risale-i Nur'un dersinden aldıkları izzet-i imaniye, inşâallah onları riyadan ve dünya menfaatleri için hodfüruşluktan men'eder. Üçüncü Sebep: Hırs-ı şöhret, hubb-u câh, makam sahibi olmak, emsaline tefevvuk etmek gibi hisler ve insanlara iyi görünmek, tasannukârane haddinden fazla kendine ehemmiyet verdirmek ve tekellüfkârane lâyık olmadığı yüksek makamlarda görünmek tarzını takınmak ile riya eder. ... ben yerine biz demeleri ve ehl-i tarîkatın "fena fi'ş-şeyh" ve "fena fi'r-resul" ve nefs-i emmareyi öldürmek gibi riyadan kurtaran vasıtaların bu zamanda birisi de "fena fi'l-ihvan" yani şahsiyetini kardeşlerinin şahs-ı manevîsi içinde eritip öyle davrandığı için inşâallah ehl-i hakikatin riyadan kurtulmaları gibi bu sır ile onlar da kurtulurlar.
Din
Tarihselci görüşe bir tokat niteliğinde;
Mesail-i şeriattan bir kısmına taabbüd î denilir, aklın muhakemesine bağlı değildir, emrolduğu için yapılır. İlleti, emirdir. Bir kısmına makulü'l-mana tabir edilir. Yani bir hikmet ve bir maslahatı var ki o hükmün teşriine müreccih olmuş fakat sebep ve illet değil. Çünkü hakiki illet, emir ve nehy-i İlahîdir. Şeairin taabbüdî kısmı; hikmet ve maslahat onu tağyir edemez, taabbüdîlik ciheti tereccuh ediyor, ona ilişilmez. Yüz bin maslahat gelse onu tağyir edemez. Öyle de "Şeairin faydası, yalnız malûm mesalihtir." denilmez ve öyle bilmek hatadır. Belki o maslahatlar ise çok hikmetlerinden bir faydası olabilir.
Fıkıh- Hukuk
Din
Ve her şey, İslâmı, ona dışarıdan hiçbir şey katmaksızın, kendi içinde arayıp bulmaktan ibaret, nâmütenahî basit ve bir o kadar girift bir düsturda toplânmaktadır.
Din
Reklam