“ne var ki ben, kendimle ilgili bazı meseleleri hâlâ çözebilmiş değilim. rendekâr, düşünüyor olmasından var olduğu sonucunu çıkarıyor. ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim? galata’da, yelkenci hanı bitişiğinde ikamet eden uzun ihsan efendi mi, yoksa bu günden tam üç yüz sekiz yıl sonra sözgelimi izmir’de oturan mahzun ve şaşkın adam mı? hangimiz düş, hangimiz gerçek?”