Kördüğüm

Kördüğüm
@Mockinbird
Kendini Feda
Kendini feda edenler, başkalarının iyi hissetmelerinin sorumluluğunu taşırlar. Çocukluklarında, kendi kız ve erkek kardeşleri veya daha yakın oldukları kişilerin fiziksel ve duygusal bakımına özgü çok fazla sorumluluk almışlardır. Örneğin çok hasta veya depresif bir aileye sahip olmak, yetişkinlikte de başka insanların refahını sağlamanın sizin sorumluluğunuz olduğuna inanmanıza yol açmıştır. Bu nedenle kişi kendini ihmal eder. Kendinizi feda etmek aşırılaşmış bir erdem olarak karşınıza çıkar. Başkalarının huzurunu ve refahını sağlamak, takdire değer özelliklere sahiptir.
Sayfa 341
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kusurluluk şeması
Narsisistler, ne pahasına olursa olsun kendi benmerkezciliklerine sıkı sıkıya tutunacaklardır. Eliot, sevdiği kadınla olan evliliğinin dağılmasını izliyor ve yine de kendisinde sorun olduğunu kabul edemiyordu. Kendini incinebilir hissetmek riskini göze almak yerine, her şeyini kaybetmeyi tercih ederdi. Genellikle durum budur. Narsisistler, bir duvara çarpana kadar değişmezler. Eliot'da olduğu gibi, terkedilme tehdidi bir narsisisti değişmeye motive eden bir şeydir.
Sayfa 275 - Psikonet
Sermaye ve emeğin kutsal evliliği
“Ağır modernite", aslında, emek ve sermaye arasındaki bağımlılıkların karşılıklı oluşuyla güçlendirilen bir nişanlılık dönemiydi. İşçiler kendi geçimlerini sağlamak için işe alınmaya bağımlıydılar; sermaye de kendini yeniden üretmek ve büyütmek için onları işe almaya bağımlıydı. Buluşmalarının sabit bir adresi vardı; ikisinden biri bir başka yere kolayca taşınamazdı, Muazzam fabrika duvarları iki tarafı da ortak bir hapishaneye kapattı. Sermaye ve emek, denebilir ki, zenginlikte ve yoksullukta, sağlıkta ve hastalıkta, ölüm onları ayırana dek birleştirildiler. Fabrika onların ortak ikametgâhı, eşzamanlı olarak hem siper savaşı için bir savaş meydanı, hem de umutların ve rüyaların doğal yuvası oldu.
Sayfa 33
İyilik ve kötülük bilgisi nasıl etkili ve sağlam bir ahlâki rehberlik ihtiyacı ortaya çıkarıyorsa, ölümlülük bilgisi de iki biçimden birine bürünen aşkınlık arzusunu tetikler: ya herkesin gelip geçici saydığı hayatı, iz bırakanlardan daha kalıcı olacak izler bırakmaya zorlama dürtüsü ya da geçici hayat deneyimlerinin "ölümden daha güçlü" tarafını tatma arzusu. Toplum bu arzunun her iki biçimiyle de beslenir. Bu arzuda kanalize edilmeyi ve yönlendirilmeyi bekleyen bir enerji vardır.
Sayfa 11