Çünkü bir adam yaratmağa kalkıştım. bir adam yaratmak... ona bir kafa, bir çift göz, bir burun, bir ağız uydurmak. bitti mi? biter mi? bu adama bir de kader çizmek lazım. bu adam yaşıyacak, gezecek, tozacak, başından bir şeyler geçecek. bu adamın meselâ bir babası olacak. o baba bir incir dalına asılmış bulunacak. sonra o da... eee? ben Allah mıyım?"
Öyle bir hakim tasavvur et ki, karşısına çıkarılan suçluların cezasını kendisi yüklensin. Ne tuhaf değil mi? Kendisi yükleniyor. Çünkü biliyor ki, o suçlular elindeki kanunun hikmetinden hiçbir şey anlamazlar.
Dostluk, o bir maymuncuk, o bir hırsız anahtarı. Evimizin kapısını açıyor, ruhumuzun kapısını açıyor ne bulursa yakıp kül ediyor, ne bulursa pazarda satıyor.
Bu dünyaya ahlaki değer yargılarımızla caka satalım diye gönderilmedik. Ne vasat insanların sözlerini dinlerim, ne de güzellerin işine karışırım. Bir insanın kişiliğini sevmişsem, kendini ifade etmek için hangi yöntemi kullanırsa kullansın hoşuma gider.