Janus Monet

Janus Monet
@Monetjanus
Ufuk Karartır...
“İşçi sınıfının reformist kanadı, komünistlerin aksine, insanların yaşam koşullarının belirleyici bir şekilde düzeltilmesinin kapitalizm şartlarında mümkün olmadığını unutmuştur. Teorinin tüm öğelerini yitirmiştir, önderliği en güvenli üyelerinin aynasıdır: Çoğu her yönteme başvurarak, en basit sadakati bile feda etmek uğruna, bulundukları mevkii korumaya çalışır. Konumlarını yitirme korkusu giderek eylemlerinin tek açıklaması haline gelir.” MaxHorkheimer Alacakaranlık
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Şiddetin pornografisi
Puan vermedi
​Acının Pornografik Mezbahası ​Yine o korkunç şiddet sarmalının tam ortasındayız. İçimizdeki saf öfkeyi ve haklı kederi, dijital dünyanın kirli sunaklarında sergilenen pornografik birer nesneye dönüştürdük. Henüz reşit olmamış failin fotoğraflarını videolarını birer ikon gibi yayarken, hayatı koparılan masum yavruların perişan görüntülerini ve öğretmenlerin göğüslerini yırtan o sessiz çığlığı ekranlarda meze yapıyoruz. ​Sadece etkileşim kovalayan leşçil algoritmaları ve bu pespaye "Netice tarzı" sistemi besleyenler, bu hazin trajediyi iştahla servis ediyor. Bu vahşeti durmaksızın paylaşmanın, yorumlamanın ve her köşe başında teşhir etmenin adı acının pornografik piyasasıdır. ​Bu kolektif histerinin hiçbir sağaltıcı, ders verici ya da insani tarafı yoktur. Bu; felaketten beslenen, ifşadan haz alan ve trajediyi metalaştıran sefil bir tatmin aracıdır. Yaşanan her kahredici olay, bu iştahlı piyasanın dişlileri arasında öğütülüp asıl anlamından koparılmaktadır
Medyada Şiddet EfsanesiDavid Trend · Yapı Kredi Yayınları · 200812 okunma
Belki de hiç olmadım
Hayatı, nefes nefese peşinden koşulacak bir serüven, ele geçirilmesi gereken vahşi bir ganimet sanmıştım. Ben kovalayacaktım, o kaçacaktı; her ne pahasına olursa olsun izini sürecektim. Peki, ya o menzile varsaydım? Hayata gerçekten "erişseydim" ne olacaktı? İşte bu sorunun boşluğu, bilincimin en kuytu köşelerinde yankılanıyor. Şimdi anlıyorum ki; hayata erişmek, aslında buzdan bir kütleye dönüşmekmiş. O noktada tüm hayato gözenekler tıkanıyor, belleğin taze bahçeleri çöl gibi kurumaya başlıyor. Zira hak ettiğim şey hayata "erişmek" değil, hayatın içinde "akmakmış." ​Hayatta kalmak, yalnızca bir bedenin ağırlığını taşıması değil; bilincin o bedene sadık bir dost gibi eşlik etmesi ve senin bu bütünlüğü şefkatle kucaklamanmış. Gerçek hazine; tabiatın dilsiz bir parçası, bir topluluğun hayati bir uzvu olabilmekteymiş. Hep şikayet ettiğimiz o biteviye süreçler, her günün bir öncekinin aynısı olduğu o "tekdüze" dediğimiz anlar... Meğer rutin, ruhun sığınabileceği en büyük nimet, en derin huzurmuş. ​Sürekli inip çıkan umutların yorgunluğu, yok olma endişesinin getirdiği o zifiri belirsizlik ve yarını görememenin yarattığı o amansız korku; rutinin sağladığı güvenin yanında meğersem büyük bir kayıpmış. Uzaktaki bir ışığın, seni canlılığından ve bilincinden koparacağını işaret etmesi kadar ağır bir yük yokmuş. Bu, uçsuz bucaksız bir okyanusta berrak bir damla ya da devasa bir ormanda mağrur bir dal olmak varken; kendi kuytundaki ıssızlığın dehlizinde, karanlığa mahkum kalmak gibiymiş. ​Oysa o küçümsenen rutin; kalabalığın güvenli akışında yer bulmak, mevsimlerin döngüsüne şahitlik etmek ve kuşların cıvıltıları altında "şimdi"de ikamet etmekmiş. Asıl büyük servet, hayatı kovalamak değil, o sessiz ve vakur akışın kalbinde atmaya devam edebilmekmiş. 14 Nisan 26 Salı
Bunlar da Mı İnsan
​Se questo è un uomo ​Voi che vivete sicuri Nelle vostre tiepide case, Voi che trovate tornando a sera Il cibo caldo e visi amici: Considerate se questo è un uomo Che lavora nel fango Che non conosce pace Che lotta per un mezzo pane Che muore per un sì o per un no. Considerate se questa è una donna, Senza capelli e senza nome Senza più forza di ricordare Vuoti gli occhi e freddo il grembo Come una rana d'inverno. Meditate che questo è stato: Vi comando queste parole. Scolpitele nel vostro cuore Stando in casa andando per via, Coricandovi alzandovi; Ripetetele ai vostri figli. O vi si sfaccia la casa, La malattia vi impedisca, I vostri nati torcano il viso da voi.
İkiyüzlülüğünün anatomisi
İkiyüzlülüğün anatomisini inceleyen, insanın kendi zihnine ördüğü o hapishaneyi merkeze alan bir deneme: Janus’un Eşiği Modern insan, kendi gerçeğiyle kurduğu ilişkiyi bir kalpazan titizliğiyle yönetir. İnanmak istedikleri ile korkularının zorunlu kıldığı pratikler arasında sıkışan şuur, tıpkı Janus gibi aynı anda iki yöne bakar: Biri ebedi olana, diğeri dar-ı dünyanın geçici konforuna. ​ Ağaçkakanın Ritmi Kendi aklını gagalamak, aslında bir kendini onarma çabası değil, varoluşun ağacında gedikler açma eylemidir. İnsan, kendi zihnindeki "fenomen"leri (görünüşleri) korumak adına, "numen"i (özü) parçalar. Dünyalık telaşlar, şuurun kendi üzerine kapanmasına ve kendi içsel boşluğunu Dünyalık telaşlar, şuurun kendi üzerine kapanmasına ve kendi içsel boşluğunu her darbede daha fazla derinleştirmesine neden olur. Bu, bir tür varoluşsal sabotajdır; akıl, kendi kurduğu düzeni yine kendi yıkıcı şüphesiyle sarsar. Çatlakların Aydınlığı Belki de bu iki yüzlülük, hakikate ulaşmanın tek yoludur. Kendi zihnini gagalayan o ağaçkakanın açtığı çatlaklardan, ancak o zaman ışık sızabilir. İkiyüzlülüğümüzle yüzleşmek, Janus’un üçüncü bir yüze, yani bizzat o bölünmüşlüğün bilgisine ulaşmasını sağlayacak tek kapıdır.