İkiyüzlülüğün anatomisini inceleyen, insanın kendi zihnine ördüğü o hapishaneyi merkeze alan bir deneme :
Janus’un Eşiği
Modern insan, kendi gerçeğiyle kurduğu ilişkiyi bir kalpazan titizliğiyle yönetir.
İnanmak istedikleri ile korkularının zorunlu kıldığı pratikler arasında sıkışan şuur, tıpkı Janus gibi aynı anda iki yöne bakar: Biri ebedi olana, diğeri dar-ı dünyanın geçici konforuna.
Ağaçkakanın Ritmi
Kendi aklını gagalamak, aslında bir kendini onarma çabası değil, varoluşun ağacında gedikler açma eylemidir. İnsan, kendi zihnindeki "fenomen"leri (görünüşleri) korumak adına, "numen"i (özü) parçalar.
Dünyalık telaşlar, şuurun kendi üzerine kapanmasına ve kendi içsel boşluğunu Dünyalık telaşlar, şuurun kendi üzerine kapanmasına ve kendi içsel boşluğunu her darbede daha fazla derinleştirmesine neden olur.
Bu, bir tür varoluşsal sabotajdır; akıl, kendi kurduğu düzeni yine kendi yıkıcı şüphesiyle sarsar.
Çatlakların Aydınlığı
Belki de bu iki yüzlülük, hakikate ulaşmanın tek yoludur.
Kendi zihnini gagalayan o ağaçkakanın açtığı çatlaklardan, ancak o zaman ışık sızabilir. İkiyüzlülüğümüzle yüzleşmek, Janus’un üçüncü bir yüze, yani bizzat o bölünmüşlüğün bilgisine ulaşmasını sağlayacak tek kapıdır.