Sicillerdeki kayıtlar arasında bulunabilen bazı "zihin karışıklığı"ndan ötürü kapatılanlara ilişkin bazı işaretlerin içinden rastlantıyla alınan birkaçı: "inatçı bir dava açma meraklısı", "dava açmaya çok meraklı bir adam", "çok kötü ve kavgacı bir adam", "gecelerini ve gündüzlerini başkalarının kafasını ütüleyen şarkılar söylemekle ve dine en korkunç hakaretleri savurmakla geçiren bir adam", "çok yalancı", "afiş asan adam", "endişeli, üzüntülü ve acılı zihin.”
XIX. yüzyıl akıl bozukluğu içindeki insanı hastaneye kaldırmaya karar verdiğinde ve bununla aynı anda kapatmayı, hastayı iyileştirmeyi hedefleyen tedavi edici bir eylem haline getirdiğinde, bu işi bu çeşitli delilik (yabancılaşma) temalarının ve klasik rasyonalizmin ortaya çıkmalarına her zaman olanak tanıdığı, deliliğin şu çoklu çehrelerine tek bir darbeyle karmaşık bir birlik getirerek gerçekleştirmiştir; bu birlik karmaşıktır, ama bağlarının çözülmesi güçtür.
Insan hukuk öznesi olarak, deliliğinin ölçüsünde sorumluluklarından sıyrılmaktadır; toplumsal varlık olarak ise, delilik onu suçluluğun yakınlarına götürmektedir.
Karar yetkisi tubba bırakılmıştır; yalnızca o birini delilik âlemine sokabilir; yalnızca o normali meczuptan, suçluyu sorumsuz deliden ayırabilir. Oysa kapatma uygulaması tamamen başka bir tarza göre yapılanmıştır; hiçbir şekilde tıbbi bir karara göre düzenlenmemektedir. Başka bir bilinç alanına aittir.