Burada doğduk, burada ölmeye niyetliydik. Şimdi ise bir suçlu gibi, bir kaçak gibi evimizden uzaklaşmak istiyoruz. Köyümüzde nefes aldık, suyunu içtik, karnımızı doyurduk. Sanki hiçbir şey bizim değilmiş gibi bırakıp nasıl gideceğiz?
Benim koruyucu meleğim, kemiklerimin kırıldığı bu soruşturmalar esnasında defalarca ölümün ne olduğunu gördüm, ölümle konuştum. İşkencenin bin bir türlüsüne şahit oldum. Fakat kemiklerimi kırmalarına rağmen sırlar dünyamı kırmayı başaramadılar.
"Sevgili kızım, benim koruyucu meleğim, sana söyledikleri gibi bir kalbim yoktu. Bir kalp yerine iki aklım vardı: Para biriktirmekle meşgûl aklım ve kanunlara meydan okuyan aklım."