Ömer Karahasanoğlu

Ömer Karahasanoğlu
Yıldız Teknik Üniversitesi
Öğrenci
Lisans
İstanbul - Ankara
34 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
"Bizler insanoğlundaki büyüklüğün ne olduğunu da, onu nasıl tanıyabileceğimizi de anlamak için hiçbir çaba göstermiş değiliz. Bir uyurgezerlik havası içinde, büyüklüğün kendini feda etmekle ilişkili olduğu noktasına takılmışız. Salyamız aka aka, kendini feda etmek en büyük sevaptır, deyip duruyoruz. Bir an durup da düşünelim bakalım. Her şeyi feda etmek sevap mıdır? Kişi kendi dürüstlüğünü, namusunu feda edebilir mi? Ya onurunu? Özgürlüğünü? İdealini? İnançlarım? Duygularının dürüstlüğünü? Düşünce özgürlüğünü? Oysa insanoğlunun sahip olduğu en değerli şeyler bunlar değil mi? Bunları elde edebilmek için feda ettiği şeyler, fedakârlık sayılmaz; kârlı alışveriş sayılır. Ama bu varlıkları, onun hiçbir neden uğruna asla feda edemeyeceği şeylerdir. "
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Ama 'Evet' ya da 'Hayır' diyebilme yeteneği zaten bütün sahipliklerin ruhudur. Kendi egonun sahibi oluşun da bundan gelir. Ruhunun, diyelim istersen. Ruhunun bir tek temel işlevi vardır, o da bu değerlendirme işidir. 'Evet' ya da 'Hayır,' 'İstiyorum' ya da 'İstemiyorum'. İnsan 'Ben' diyemeden "İstiyorum' diyemez. Ortada onaylayan insan yoksa, onaylama da olamaz. Bu açıdan baktığında, sevgini verdiğin her şey senindir."
Aslına bakarsanız, insanoğlundan asıl nefret eden kişi, herkesi seven, her yerde kendini evinde hissedebilen insandır. Çünkü insanlardan hiçbir şey beklemez o. Bu nedenle de, hiçbir kötülük, hiçbir bayağılık onu kızdıramaz. "Sizin heykelinizi yapan adama da, köşe başında satılan Miki balonlarını yapan adama da eşit sevgi duyduğunu söyleyen küstahlardan söz ediyorum. Miki fareyi sizin heykelinize tercih edenleri de sevdiğini söyleyenlerden söz ediyorum. O türlü de çok insan var. Jan Dark'ı da, Broadway'de bir dükkânda çalışan satıcı kızı da aynı ateşli sevgiyle sevenler. Bir yandan sizin güzelliğinizi beğenen, bir yandan da metroda rastladığı kızları beğenen tip. Bacak bacak üstüne atmakla, jartiyerin arasından sarkan etlerini göstermeyi bir tutanlar. Teleskoptan bakan adamın o temiz, dengeli, korkusuz bakışını da, bir geri zekâlının bembeyaz bakışını da seven kişi. Böyleleri çok geniş ve güçlü bir kalabalık oluşturur. Bütün bunlar ortadayken, insanoğlundan nefret eden siz miymişsiniz, Bayan Keating?"
"İnsanların yüzleri ve ilk yarattıkları izlenim hiç önemli değildir ki!" "İşte o, en büyük genel yanılgılardan biridir, Kiki. Bir insanın yüzü kadar önemli şey yoktur. 0 kadar ifadeli bir başka şey yoktur. Bir insanın yüzüne ilk defa bakıncaya kadar, onu gerçek anlamda tanımamıza olanak yoktur. Çünkü o bakışla her şeyi anlarız. O bilginin analizini yapacak kadar bilgeliği her zaman gösteremezsek bile. Sen bir ruhun üslubunu hiç düşündün mü, Kiki?"