Morfani

Morfani
@Morfanik
Düşlüyorum, o halde olumlanıyorum
9/10
·92 syf.··
2021 23. kitabı
Mutlu insan, mutsuzluğu kabul edebilen insandır. İçinde bulunduğumuz kaotik durum içerisinde olayları ve durumları olumlu tarafından görmek, hakkında iyi düşünmek vazife haline gelmiş, ruh ahvalimizin yalnızca pozitifi göstermesi gerektiği ise norm halini almıştır. Kitap bu düzen içerisinde yaşamanın kişileri daha çok negatife yönlendireceğini söylemekte ve bu durumdan çıkabilmek adına iki kutuplu (negatif-pozitif) bir yaşamı kabullenmeyi önermektedir. Kitap, mutsuz olmanın patolojik bir sorun olarak algılandığı ‘‘mutluluk diktatörlüğüne’’ karşı yazılmış bir manifestodur. Tek taraflı pozitifliğin rasyonalize edildiği sosyal mecralarda, kendini mutsuz hisseden, eksik hisseden, bir şeyler yanlış gidiyormuş gibi hisseden herkesi yüreklendirme çabası taşıyan yazar, bana Tutunamayanlar kitabında geçen şu cümleyi hatırlattı: ‘‘Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.” Tek yanlılık insanı sınırlar, olmadık beklentiler içine sokar. Yaşama sanatının içinde var olan negatifliği kabul edip zaman zaman negatif duygular içerisinde yüzmek insana dairdir, normaldir, olağandır. Kitabı mutsuz olmaktan korkan herkese öneririm ki bu duyguyu hayatında meşru bir zemine oturtabilsin. Günümüzde yaşanan onca sosyal sorun, intihar, hak ihlali varken bütün sorunların kaynağı bireye indirgenmektedir. Bu yanlış değildir fakat durumlar tek bir kanaldan akmaz, toplumsal yönünü yok saymak yavaş yavaş suyu ısıtmak gibidir, kurbağalardan ibret alalım. Sosyal mecralarda ''kişisel gelişim ve psikoloji'' alanları yeterince istismar edilmiştir. Bu yüzden okunan her aforizma mutsuzluğa atılan bir çentik olabilmektedir. Mutluluk satan tüccarlara karşı savunulması gereken taraf ise ‘‘anlamdır’’. Kitapta da söylendiği gibi, ‘‘mutluluk önemlidir ama anlam
Psikoloji
Mutsuz OlmakWilhelm Schmid · İletişim Yayınevi · 20206,3bin okunma
Reklam
Spoiler içerebilir!
8/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
Normal ile anormalin ayırdımını muallak tutan tanımlar alemine karşı, kitap eleştirel bir bakış geliştirmektedir. Kitapta, ''Deli olmanın kıstası ne? Gerçek mutluluk, koşulları küçümsemekten mi geçer? Hakikati gören insan, acıyı göremezden gelme cüretini gösterebilir mi?'' sorularının cevabı aranmaktadır. Hayatın köşesinden gerçekliğin rüyasına yatan Andrey -doktor-, kasabada kimsenin onu anlamadığını düşünür. Kasaba halkının tek isteği, kart oynayıp zaman geçirmektir. Düşünülmeden atılan her adıma karşı tahammül edemeyen doktor, zamanını sadece düşünerek geçirir. Düşünme sürecinde vardığı temel yer ise Stoacı felsefedir. Bu bakış açısına karşı çıkan Garamov'un -6. koğuşta yatmaktadır-, bu konu hakkındaki görüşü ise, ''Zenginliğe, hayatın sağladığı rahatlıklara kayıtsızlığı, acıyı ve ölümü küçümsemeyi vaaz eden bu öğreti, büyük çoğunluk için tamamen anlaşılmazdı, çünkü bu çoğunluk ne zenginliği ne de hayatın sağladığı rahatlıkları tatmıştı.'' bu yöndedir. Andrey, başına gelen olaylar silsilesi sonucunda Garamov'un makus kaderine ortak olmuş, bu ortak nokta ise Garamov'u haklı çıkartmıştır. Kitaptan çıkarımım ise; hayatın gizeminin, hayata karışarak öğrenilebileceğini ve yapılacak felsefenin de hayatın içinden olması gerektiği yönündedir.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Ölümün Gölgesi
8/10
·488 syf.··
2021 9. kitabı
Kanla okunmuş bir kitap... Heyecanla yola çıktığım Mersin yolculuğu, tıpkı bu kitabın sonu gibi büyük bir şaşkınlıkla sonuçlandı. Kitap ve yolculuk ağır adımlarla ilerken bir ölüm peydahlanır beklenmeksizin. Geride bırakmak istemezsiniz ama hayat, rutininin bozulmasına izin vermez. Yolculuk ve sayfalar ilerledikçe hikayenin derinine inersiniz. İndikçe kalp atışlarınız hızlanır, itiraf etme isteği duyarsınız. Ben burada itiraf ediyorum: Can verdiğin yerde kanın, o sırada okuduğum sayfada bir çiçek kalacak, hikayesi tamamlanmamış küçük adam...
RebeccaDaphne du Maurier · İthaki Yayınları · 2020964 okunma
Ayağımda fiber optik kablolar, gezegenimde duvarlar
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
Politik psikoloji alanına dair yaptığım araştırmalarda karşıma çıkan, ufkumu açan Deniz Ülke Arıboğan, bu kitabında belli ülkelerin politik tutumlarına, hedeflerine ve ekonomik yaklaşımlarına ışık tutmuştur. Kitap genel anlamda, küresel dünya düzeninin nasıl askıya alındığını, devletlerin neden sağ popülist bir tutum sergilediğini göstermeyi hedeflemektedir. Kitap içeriğinden çıkarımlarım ise; Berlin Duvarı'nın yıkılışı ile özgürleşen dünya ve deyim yerindeyse 'tüm duvarlara son veren duvar' olacağı düşüncesi, sınırları olmayan bir dünya söylemini arttırıyordu. Fakat süregelen terör olayları ve oluşturulan sosyal medya kullanımı bu durumu 'korku politikası' ile istismar edebilecek politikacıların eline vermiştir. Kendi krallığını ilan etmek isteyen politikacılar hangi sınıra ve millete hakim olduğunu göstermek adına duvarları meşru kılmaya başlamışlardır. Hakikatin, akıllıca inşa edilmiş sınırları belirsiz olan bir dünya olmasını dilerdik, fakat görünen dünyada hakikat yerini istismara ve öznelliğe açık duygu ve değerlere bırakmıştır. Ne içindeyim duvarın ne de büsbütün dışında...
DuvarDeniz Ülke Arıboğan · İnkılap Kitabevi · 2017237 okunma
Ford Yazdıysa Bozsun
9/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2020 91. kitabı
İnsanı, iç sıkıntılarına gebe bırakan olguları; namus, tutku, ihtiras, ideoloji, savaş, ölüm, kahramanlık, öncülük, mutsuzluktan kaçış olarak nitelendirebilirim. Peki bu durumların kökü kazındığında nasıl bir yaşam tasvir ederiz? Aldous Huxley'in 'Cesur Yeni Dünya'sı bu durumun bir tasviridir. İçinde bulunduğun sosyal statüyü kabullendiğin, seks ve tüketim için şartlandırıldığın bir dünya. O dünyadan sıkılamazsın çünkü 'soma' yanında. Peki ya içgüdüsel olarak, mücadele etmek için şartlandırıldıysak? 193. sayfada geçen cümle bunu yansıtmaktadır. ''Bir şeylere asilce katlanmak isterdim. Anlamıyor musun?'' Deneyimler dünyasından bir parça ısırmak, bedelini ödemek, hayaller kurmak, tutkuyu aramak belki de türetilen bir şey değil, varoluşta keşfedilen bir şeydir. Kaçmak yerine, kabul ederek yaşamak. Mutsuz olmayı kabul etmek. Boş bir balonda oradan oraya uçmak yerine, hiç şişirilmemiş, büzüşük bir balonda etrafı gözlemlemeyi seçmek. Sinan Canan'ın tasvir ettiği " cesur yeni dünya insanın" yapabileceği bir iş olsa gerek. Biz yeni dünyanın korkakları olarak sadece kabul görmek istiyoruz, birileri varlığımızdan haberdar olsun, seçimlerimizi tebrik etsin, yankı odasından farklı tonlarda, aynı sesler gelsin istiyoruz. Yaşamak, dünyada keşfettiğimiz, türettiğimiz her türlü deneyimi tatmak ve duygu yaratımında bulunmaktır. Dişi çürüdüğü halde dişçiye gitmemektir, insan yaşamı. Varoluşa sürüklenmektir. Sürüklenmekten bir anlam çıkarmaktır. Akışta yaşanan her duygu, ödenen her bedel albümdeki bir fotoğraf karesidir. Cesur Yeni Dünya'da köşeli olmamız elimizden alınıyor. Kocaman, bağımlı, aynılık içeren bir konfor alanında kimsenin mutsuz olmaya hakkı yok. Cesur Yeni Dünya'yı instagrama benzetiyorum, içinde var olamamak vahşilik midir? Cesur Yeni Dünya distopyadır, içinde
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,1bin okunma
Reklam