"Peki, bir de şöyle sorayım. Bu ülkede yüzde 99'u domuz eti yemeyen Müslümanların yüzde kaçı kul hakkı yer? Yalan söyler? Hırsızlık yapar? Gıybet eder? Kötü söz söyler? İftira atar? Komşusuna kötü davranır, umursamaz?
Var mı bunların tamamını dosdoğru yapan Müslüman? Elbette vardır ama çok çok az değil mi? Söylesenize yüzde kaçı adaletli davranır? Ahlak sahibi, saygılıdır?"
Mesele bu doğruları, en doğruları, ütopya olarak görülenleri her çocuk için başarmaktır... Ne parayla ne de son teknolojik sınıflarla... Dört duvar arasında, oturacak sıraları bile olmadan tüm dünyanın eğitim ezberi bozulabilir. Duvar mı dedim? Siktir et, duvarlar da olmasın. Açık olsun her yer püfür püfür eser... Oh mis!"
Aslolan çağı yakalamak değil, tüm dünyaya çağ atlatmaktır. Tüm dünya çocukları için... Onları seçmeyerek, bizim mallığımız nedeniyle başarısız atfedilmelerine son vererek... Hepsinin ne kadar özel olduğunu, başarabileceğini göstererek...
Eğlenerek öğrenmek, eğlenceden başka bir anlam ifade etmez... Öğrenmenin kendisi, kafasının içindeki o zihin aktivitesi onu eğlendirirse işte o zaman tamamdır.
Matematik bir dildir. Dili okumasını ve yazmasını öğrenmeleri gerekiyor ki her şartta ustaca kullanabilsinler. O gücü, gücü kontrol etmeyi ve istedikleri şekilde kullanmanın zevkini yaşasınlar. Sonra bu 4'ü paydaya yazarsın 4 parça oluverir. Karekökün içine yazarsın bambaşka bir şey olur. Üstüne 2 koyarsın neler neler olur...