Ahmet Naç

Ahmet Naç

Yazar
9.0/10
473 Kişi
·
1.282
Okunma
·
140
Beğeni
·
4.376
Gösterim
Adı:
Ahmet Naç
Unvan:
Türk Öğretmen, Yazar
Doğum:
Akhisar, Manisa
Ahmet Naç, 23 Nisan gecesi bir çocuk bayramında Manisa'nın Akhisar ilçesinin bir köyünde dünyaya geldi. En büyük şansının bir köyde doğup büyümek olduğunu söylüyor, hayatındaki en kaliteli zamanları ise ağaçların üstünde yalnız başına olduğu anlar olarak tanımlıyor.

Ortaokul ve lise yıllarında Hababam Sınıfı’ndaki Ahmet olarak anılmış; ne olmak istediğine bir türlü karar veremeyince, bütün meslekleri aynı anda yapabileceği tek iş olan öğretmen olmaya karar vermiş.

Şimdilerde öğrencileriyle birlikte yapımcı, senarist, yönetmen, ressam, sporcu, tiyatrocu, şair, müzisyen, komedyen, moderatör, koordinatör, dekorasyon ustası, tekniker, tasarımcı, boyacı ve rapçi olarak hayatına devam ediyor. Boş vakitlerinde ise gözlüğünü ve takım elbisesini çıkarıp, pelerinini takarak çocukların süper kahramanı oluyor.
“Çocuğunun geleceğine bakabilecek misin yaşadığın zamandan bağımsız olarak? O geleceği gerçek sahibinin inşa etmesine izin verecek misin?”
Benden sonra ne olacaktı peki? Her şeyi öğrensem de ortaokulda, lisede, üniversitede ne yapacaklardı? Benim kadar iyi ders anlatacak mıydı her öğretmen? Benim kadar önemseyecek miydi?..
Bir kaynağı okuyup yeni bilgiyi anlamıyorsa, bilgiye kendi yorumunu katıp yazılı ve sözel ifade edemiyorsa çocuğun iyi bir eğitim aldığını kim iddia edebilirdi ki?
Hayatta karşılaşabileceği her güzel ve kötü şey için hazır olmalıdır. Evet kötülük için hazır olmak yetmez. Güzellikler için de hazır olmalı çocuklar. En azından fark etmeden geçip gitmesinler diye..
Bir zamanlar yemeğini yemediğinde, kitabını evde unuttuğunda, bir arkadaşı rahatsız ettiğinde onun için çalınan kapıdan artık kimse gelmeyecekti. Kapının ardında yaşadığı problemleri çözmek için bekleyen biri yoktu artık.
Göz yaşını silme onun yerine, gözlerindeki yaşı kendi silip devam edebilsin yoluna. Devam edebilsin ki hayatı boyunca ona engel olmasın hiçbir şey. Istediği olmadığında teselli edebilsin kendini başkalarının tesellisine ihtiyaç duymadan. Yolunu kaybettiğinde, " her zaman başka bir yol daha vardır" diyebilsin ve bulsun o yolu.
Halbuki okuduklarını ne kadar farklı şekillerde anlayabildikleri, anladıklarını nasıl yorumladıkları, yazılarındaki içeriğin zenginliği önemlidir.
192 syf.
Ben de maksimum ve optimumu aynı anlama geldiğini sanıyodum taaaki 23. bölümü okuyana kadar. Her neyse Merhabalar..

Sınıf Öğretmenliği alanında isim yapmış olan bir öğretmenin canlı yayınında ona sormuştum hangi kitapları okumamızı önerirsiniz diye . Cevap olarak hangi kitapları okumalısınız buna siz karar verin ama eğitim alanında okuyacağınız kitaplar öğretmenlik yapmış, çocukların gözlerinin içine bakmış, veliler ile iletişim kurmuş ve eğitimi kendine dert edinmiş kimselerin kitaplarını okuyun demişti. Kitabı okuyunca bir kez daha bu sözün gerekliliğini anladım diyebilirim.

Mmm peki yazar kim..? Eğitim alanında bir sürü yazan var ve aileleri yanlış yönlendiriyolar ve ne yazık ki ben de bir çoğunu okudum ama merak etmeyin kitabın yazarı o kesimden değil. Yazar bir öğretmen yani eğitimin temelinden tıpkı bir anne ve baba gibi..

Ahmet Naç.. Onu çok sevdiğim halâ da iletişimde olduğum bir öğretim görevlisi sayesinde tanıdım. "Sınıf tasarlayan bir öğretmen var onun Atatürk 'ü anlattığı Tedx videosunu izlemelisiniz" diye önermişti. Pek çok Tedx izledim ve etkilendiklerim arasında yer alıyor. Hangisi olduğunu merak edersiniz diye video linkini aşağıya bırakıyorum. "https://youtu.be/QLktoBwoCH8 " İnstagram üzerinden Ahmet Naç'ı aradığınız zaman paylaştığı videolar ile sınıfının, paylaştığı yazılar ile de eğitim görüşünün çizgi ötesi olduğunu fark edebilirsiniz diye umuyorum. Eğitim alanında öğrencisini döven, istismar eden, okuldan soğutan öğretmenlerin olduğu yadsınamaz bir gerçekken Naç gibi idealist öğretmenlere örnek olan nice öğretmenler de var.

Beni Bu kadar Sevme Anne!

Kitabın ismine ilk tepki sanırım Naç'ın sınıfından, -annenize beni bu kadar sevme denir mi?- diyerek gelmiş. :) Aslında annelere yönelik bir kitap diye düşünüp kararsız kalmadım değil ama eğitim bir süreç ve bu süreci annesiz daha doğrusu ailesiz yürümeyeceğini bu yüzden de aileleri eğitmenin kaçınılmaz olduğunu düşünüp almıştım. İyiki de almışım. Çok farklı bakış açıları kattı bana diyebilirim.

Eğitimde 15. yılını dolduran Naç alanda farklı bir sınıf yönetimi benimsemiş ve benimsediği bu yolu kitabında işlemiş. Ahmet Naç'ın sosyal medya üzerinde yapmış olduğu canlı yayınlarda ve katılmış olduğu programlarda tekrar ettiği gibi çocuklar kendi problemlerini kendileri çözsünler ki hayatında karşılacağı sayısız problem durumu karşısında olabildiğince erken hazır olabilsinler. Kitabı bunun üzerine kurgulanmış ve çocuk eğitiminde nasıl uygulanabileceğini akıcı bir şekilde anlatmış.

Eğitimin gelişime ve gelişmeye açık olduğunu ve bu süreç içerisinde deneyerek doğruya ulaşıldığını ama asla en doğruya ulaşılamayacağı görüşünü baz alırsak her anne, baba ve öğretmenin bu kitabıda okunacak listesine eklemesi gerektiğini düşünüyorum.

İncelemeyi bitirirken en başa dönmek istiyorum. Maksimum hepimizin bildiği üzere en üst sınırdır, en fazladır. Optimum ise en yararlı ve en verimli kullanımdır. Bizler en başarılı öğrencileri mi istiyoruz yoksa hayattan zevk alıp belki bizim bile kaçırdığımız hayatı yaşamlarını mı?

Teşekkürler.
Evdekalın.
240 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Benim hayalimi sordukları zaman hep "Milli eğitim bakanı olmak" diye cevap veririm.Çünkü bu ülkede eğitim konusunda yıllardır yapılan yanlışlar beni çok üzüyor.Ama sonra Ahmet Naç diye biri çıkıyor,önce okulunu boyayan öğretmen diye görüyorum onu internette,Sonra tedex konuşmalarında.. Elinde bir fırçayla çıkıp Atatürk'ü anlatıyor ,Atatürk ismini ağzına almadan.. Ağzına sağlık derken bir de bakıyorum kitap çıkarmış.. Yine ismini anmadan Atatürk'ü,onun izinde bir öğretmen olarak neler yaptığını,neler yapılabileceğini roman olarak anlatıyor.Ve ben umutla doluyorum.hala böyle güzel insanlar var diye.. Elimde olsa bu kitabı tüm eğitimcilere okuturum..Sadece onlara değil elbette,tüm ebeveynlere.. Eğitim konusunda kendimi yetiştirdiğimi düşünürken bu kitabı okuyunca yaptığım yanlışları da görüyorum. Çocuklarımızı yetiştirirken elbette birçok hata yapacağız ama bu kitaptan sonra-umarım- torunlarımda hatalarımın daha az olacağını düşünüyorum.Eline,yüreğine sağlık gönlü güzel Ahmet Naç..
240 syf.
Bir sınıf öğretmeni olan Ahmet Naç'ın deneyimlerini aktardığı, basit kurguyla işlemeye çalıştığı bu romanda inanılmaz bağlantı kopuklukları var.

Bundan yıllar evvel üniversite 2.sınıftayken tanışmıştım Ahmet Naç'la bir Youtube videosuyla. Elindeki boya fırçasını "dikkat çekmek için kullanılan materyal"i oldukça hoş bulmuş, meselenin arka planını da öğrenmiştim; sınıfını kendi imkanlarıyla boyayıp tasarımlarıyla marangozluk zanaatı ve kimi sanatsal çalışmalarla bulutlar, rengarenk tüller; müzik, kitap köşesi ve şövaleleriyle dolu bir sınıf sunmuştu çocuklarına. Sınıfa girdikçe insanın içi açılıyordur eminim. Daha videoda dahi görünce kocaman bir tebessüm yerleşmişti yüzüme. Çocukların sevinçleri sınıftaki bulutlara binmiş, gökyüzüne uçmuştur. Sınıftan koca bir dünyaya işte böyle yayılmıştır bu haber de.

Elindeki boya fırçasıyla kendisini Mustafa karakterinde anlatan Ahmet Öğretmen, Mustafa Kemal'e gönderme yaparcasına bilhassa Peygamberimiz (s.a.v.)in de ismi olan Mustafa'yı seçmiş. Çok ince bir gönderme yapmaya çalışsa da dini bilgiler noktasında çok zayıf olan ve kibriyle göz yoran, kalp sıkıştıran bir yerden sonra kendimi sorgulamama, sözlerimi ince ayar terazide "vicdanımda" tartmaya vesile olmuş sözler etti. İnanılmaz irite eden bir dil kullanmış. Haber olan programını ve TedX konuşmasını afişe ettiği kendisini sürekli övüp durduğu bu kitaptan aldığım kimi öğütleri de kendi zihin süzgecimden geçirerek uygulamaya hemen başladım.

Çocukların eleştirel düşünmesine, kitap kritiği yapmasına; özgün resimler çizmesine, özgün yazılar yazmasına; kendilerini düzgün ve nazik biçimde ifade etmelerine; sorunlarını kendi başına çözmelerine çok dikkat eden bir sınıf öğretmeni olarak dersime çalıştım. Kitabı sınıf öğretmeninin birkaç günde edineceği kısa bilgi broşürü olarak kabul ediyorum.

Tefsir ve mealin aynı olduğunu zanneden, Fatiha suresinin aynı zamanda ayetlerden müteşekkil olduğunu bilmeyen; Elmalılı Hamdi Yazır hakkında eksik bilgiler veren biri dahi olsa da Atatürk'ü dövmelerle anan, Atatürk'ü anlatırken "O'nu" şeklinde yazmasıyla ilahlaştıran; inancını bilhassa İslam'ı pespaye bir biçimde anlatmasıyla da antipatimi kazanmıştır. Ayrıca "çok okumak önemli değil" diyen birinin yalnız sıradan bir okur olması gerekir; bir öğretmen asla az okumamalı; çok ve nitelikli okumalı. Hele ki bir öğretmen kitap yazıyorsa o kitap her manada şumüllü olmalıdır. Bu kadar yavan olması; roman olarak dahi kabul edilemeyecek düzeyde olması yenilir yutulur cinsten olmamalı kendisi için. Kibir, enaniyet ne çirkin şeymiş Ahmet Öğretmenim... İnsan, kendisine ayna olamıyor; "öyle miyim?" terazisine dökünce kal ve hali anlıyormuş.

Çok eksik, çok yavan az okumuş bir öğretmenin "hep okuyun" önerisini barındıran bir kitap. Ben bu kitapla birlikte onu gözümde yüceltmekten kurtuldum. Hüsn-ü zanlarımı yıkan gerçeklerle tanıştıran ve kendime inanmamı sağlayan bir yan buldum.

Ayrıca o küfürler neydi öyle? Ne terbiyesiz, ne insanlıktan uzak bir hareket. Atatürk çocuğuymuş! Yersen.
192 syf.
·6 günde·7/10 puan
Kitabın bize vermek istediği temel mesaj; annelerin bir çok sorumluluğu cocukları adına kendileri yaptığı zaman o çocuklar büyüdüklerinde sorumluluk sahibi bireyler olamaması ve bunu sevgi adı altın da yapıp aslında sevmekten ziyade zarar verdiklerini görememelerinden bahsediyor. Yazarın görüşlerine sonuna kadar katılmakla birlikte yer yer okurken sıkılmadım dersem yalan olur...
240 syf.
·15 günde·10/10 puan
Bütün öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının okuması gereken bir kitaptır. Öğrencilerini ve onların isteklerini her şeyden üstün tutan onları sorumluluk sahibi yapmak kendi ayaklarının üzerinde durmasına katkı sağlamak için elinden geleni yapan bir öğretmen eminim hepimize örnek olacaktır. Ülkemizin böyle öğretmenlere ihtiyacı var. Ve okuduktan sonra Ahmet Naç iyiki bu kitabı yazmış dedirtti bana.
192 syf.
·4 günde·Puan vermedi
İlk okuduğum kitabı Gölge'den sonra örnek aldığım bir isim oldu Ahmet Naç. Bu kitabında ise fazla sevginin çocuklarımıza, öğrencilerimize yarar değil aksine zarar vereceğini anlatmış. Çocuklarımızı severken farkında olmadan onların özgüvenlerini yitirmelerine neden oluyoruz. Onların yerine biz düşünüyoruz belki de. Fakat kendi hayatına yön verecek şekilde onlara rehber olabilirsek hayata karşı dimdik durabilen bireyler yetiştirebiliriz.Farklı bir bakış açısı geliştirmek istiyorsanız bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
240 syf.
·Puan vermedi
Bir öğretmen adayı olarak öğrencilerini efendiler olarak gören, aradığım düşüncede bir kitap! Nasıl yapılabilir?'ime örnek niteliğindeydi. Olumsuz yanlarını eleştirmek gerekirse içeriğinin bu denli güzel olmasına rağmen edebiliğinin çekiciliği tartışılır.. Yazarın gerçek bir sınıf öğretmeni olması yani edebiyatçı olmaması bu tarz kusurlar gözardı edilebilir kılıyor ama kitaptaki imla hatalarını nasıl gözardı edeceğiz? O da yayınevinin günahı olsun.. Okunmasını kesinlikle tavsiye ediyorum. "İsteyerek" öğrenmenin önemini, bununla ilgili güzel bir bakış açısını görecek ve bazı örneklerle tekniği iyice kavrayacaksınız. Dinin eğitim açısından yorumlanmasına ise hayran kaldım. İnanç meselesi değil ahlak eğitimi meselesi diyor. Velhasıl kelam, bana diyecek tek söz kalıyor; bir sınıf öğretmeni adayı olarak mesleğe başlamadan önce bu kitapla tanıştığım için çok şanslı hissediyorum. Keyifli okumalar dilerim.
240 syf.
·10/10 puan
TED konuşmalarını izlerken Ahmet öğretmenin videolarına rastlamıştım. İzlediğim o iki video hayatımın en iyi 40 dakikası olmuştu. Kitabı da okuyunca ister istemez herkes yaşadığı öğrencilik hayatını ve öğretmenlerini sorgulamaya başlıyor. Ahmet öğretmen kitabında küçük ama hayati dokunuşlarla günümüzün yerinde sayan eğitim sistemine nasıl ileri gidileceğini anlatmış bence. Kitapta bahsettiği ''balon'' örneği her şeyi açıklar nitelikte. Bu yaşlarda bu balonu sonuna kadar şişirmek gerekiyor. Dönüm noktası olan ''ergenlik'' geldiğinde balonun ağzını iple bağlamak durumunda kalıyoruz ve balonumuz bizim şişirmemiz ile eşdeğer şekilde havalanıp yükseliyor. En yükseğe çıkıyor. Ama bu yaşlarda bu balon şişirilmediyse dönüm noktası gelip çattığında ağzını bağlamak zorunda kalıyoruz ve balonumuz değil yükselmek havalanmıyor bile. Sonuç olarak sorumluluk duygusundan yoksun, iletişim kuramayan, derslere özellikle matematiğe yabancı nesiller altyapı olmadan ileriye gitmeye çabalıyor. Türkiye'nin en büyük öğretmeninin, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün gölgesinde, onun izinde olan Ahmet öğretmen böylece hepimizin öğretmeni olmuş oldu. Böyle bir eser için ona ne kadar teşekkür etsek azdır. Hayatında hep başarılı olması dileğiyle...
240 syf.
·Puan vermedi
Bu kadar ders çıkardığım, altını çizip ihtiyaç duydukça bakacağım bir kitap olmamıştı daha önce. Doğru bildiğim yanlışlar bir balon gibi söndü teker teker ve bunları bir meslektaşımdan duymak ise daha bir anlamlı oldu. Bu kitabı okuyunca çocukların nasıl mucizevi varlıklar olduğunu, onlari anne baba öğretmen olarak aslında ne kadar yanlış yöne çektiğimizi anladım. Bilimin yani sıra dini eğitim konusunda tam olarak aklımdaki hassas noktalara yer vermesi de önemliydi çünkü kitabın bir yerine kadar inancımı rahatsız eden kısımlar var sanıyordum ama sonrasında asıl konuya gelindi. Gölge'nin kim olduğu açıktı, onu bu kadar muhteşem anlatan bir dil hatırlamıyorum.
240 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Herkesin kesinlikle okumasını tavsiye ettiğim hatta okuması, anlaması ve Ahmet Naç'ın engin bilgilerinden yararlanması için herkese anlattığım kitabı.

Her yaştan herkesin okuması gereken bir kitap.

10 yaşında ki bir çocuğun Okul hayatını nasıl başarılı bir hale getireceğini anlaması için,
20 Yaşında ki bir bireyin nasıl Gölgenin gösterdiği yolda yararlı bir birey olacağını anlaması ve düşünce haznesini genişletmesi için,
30 Yaşında ki bir öğretmenin şu bozuk eğitim sistemine inat nasıl çocuklarımızı bilinçlendireceğine ilham olması için,
40 Yaşında ki bir Aile annesinin veya babasının çocuklarını yetiştirirken nelere dikkat etmesini görmesi için.

Kısacası nasıl öğreneceğimizi anlamak için, daha geniş pencerelerden düşünmek için ve daha bir çok şey için okunması gereken bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Naç
Unvan:
Türk Öğretmen, Yazar
Doğum:
Akhisar, Manisa
Ahmet Naç, 23 Nisan gecesi bir çocuk bayramında Manisa'nın Akhisar ilçesinin bir köyünde dünyaya geldi. En büyük şansının bir köyde doğup büyümek olduğunu söylüyor, hayatındaki en kaliteli zamanları ise ağaçların üstünde yalnız başına olduğu anlar olarak tanımlıyor.

Ortaokul ve lise yıllarında Hababam Sınıfı’ndaki Ahmet olarak anılmış; ne olmak istediğine bir türlü karar veremeyince, bütün meslekleri aynı anda yapabileceği tek iş olan öğretmen olmaya karar vermiş.

Şimdilerde öğrencileriyle birlikte yapımcı, senarist, yönetmen, ressam, sporcu, tiyatrocu, şair, müzisyen, komedyen, moderatör, koordinatör, dekorasyon ustası, tekniker, tasarımcı, boyacı ve rapçi olarak hayatına devam ediyor. Boş vakitlerinde ise gözlüğünü ve takım elbisesini çıkarıp, pelerinini takarak çocukların süper kahramanı oluyor.

Yazar istatistikleri

  • 140 okur beğendi.
  • 1.282 okur okudu.
  • 42 okur okuyor.
  • 491 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları