"Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Olur ki sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmezsiniz. Ve yine sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz."
Peygamber ve onunla beraber müminler: "Allah'ın yardımı ne zaman" (gelecek?) diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsıl mışlardı: Yoksulluk, ihtiyaç, hastalık ve illetlere maruz kalmışlardı. Korku, heyecan ve aşırı bitkinlikten dolayı sarsılmışlardı. Allah'ın yardımının geciktiği düşüncesine kapılmışlardı. Nihayet Peygamber ve müminler: "Allah bize ne zaman yardım edecek?" demeye başlamışlardı. İyi bilin ki, Allah'ın yardımı şüphesiz yakındır: O'nun yardımı müminler için yakındır. Bu âyet-i kerîme, Hendek savaşında müminlerin aşırı meşakkat, şiddetli sıkıntı, kıtlık çektikleri sırada nazil ol muştur. O günde müminlerin, içinde bulundukları sıkıntıyla ilgili olarak Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur: "İşte orada müminler denenmiş ve çok şiddetli sarsıntıya uğratılmışlardı." (Ahzāb: 11)
Mahzun gönül! Sükût et! Güneş bulutların arasında da neşr-i envâr(Işığın yayılması) eder. Senin bahtın da herkesin bahtı gibidir: Her hayatta fırtına saatleri, kederli, mazlum günler olmak gerek!"