Çok fazla bu türde kitap okuyan birisi değilim. Hatta geçen sene popüler olmaya ilk başladığı zamanlardan beri okumayı düşündüğüm bir kitaptı. Ama nedense içine bakınca çok yavaş ilerleyen bir hikayesi varmış gibi hissediyordum. Fakat kesinlikle öyle değil hatta 200 sayfaya bu kadar çok olayı nasıl sığdırmış yazar şaşırdım. Veee tabiki de bayıldım. Bazı kitaplar zamanını bekler ya bu kitap da bence tam da benim hazır olmamı bekliyormuş.
---SPOİLER---
Kitabın başında Fugui'ye ne kadar kızdıysam kitabın sonunda ona bir o kadar da üzüldüm. Zaten her yaşanan olayda daha da üzüldüm. Hele de artık kitabın ortalarından sonra ölen her bir karakter için ağlamak üzereydim. Artık sayfaları çeviresim gelmiyordu çünkü bu sefer kim ölecek diye çekiniyordum. Ama aynı zamanda neler oldu da sadece Fugui ve öküzü -Fugui :)- kaldı bir başına diye merak edip okudukça okudum.
Gerçekten sanki bir kitap okumadım da bir hayata tanık oldum gibi hissettim ki okuyan çoğu kişi de böyle hissetmiş. Bir ailenin başına daha ne gelebilir ki dediğim her seferinde bir şey oldu. En sonda Kugen yaşıyordur bari daha küçük o dedim ama en üzücü sonu da o yaşadı. Ki zaten annesinin ve babasının ölümü hala içimde büyük yarayken onun da ölmesi beni çok üzdü.
Ayrıca Fugui'nin karakter gelişimi çok etkileyiciydi. Baştaki hovarda adamdan düşünceli ve ailesine bağlı bir adama dönüşmesi güzel işlenmiş. Torunuyla daha uzun zamanı olsun isterdim.
Sanırım bir süre dram kitaplarına ara verip gerilim kitaplarına geri dönmeliyim. Çünkü bu kitap içimi çok da hoş bir zevkle ezdi. Okudukça içim ezildi ama meraktan da hep okumaya devam ettim. Bitirdikten sonra oturup bir süre boşluğa bakmalıktı kısacası.
Tüm insanlar aynıdır: Kendileri bir başkasının cebinden alırken yüzleri aydınlanır, gülümserler ama keybetme sırası onlara geldiğinde yastaymış gibi ağlarlar.