Bir, iki, üç, dört ve beş.. Sayıyor ve şimdi Deborah’ı dinliyoruz: ne hissettiğinden çok ne hissetmesi gerektiğini düşünen, aynalardan uzak, yalnızlığıyla kalabalık bir genç kız Deborah.
Jung Jin olarak Seul’den Amerika’ya göçleriyle ve artık Deborah ismini kullanmaya başlamasıyla içinde günden güne açılan boşluğu anlamlandırmak zaman alıyor. Ve parça parça eksiliyor.
.
Arafta bir çizgi roman. Sade olduğu kadar çarpıcı. Deb JJ Lee kendini anlatıyor, Deborah’ı da Jung Jin’i de anlamamızı sağlıyor. Hikaye göçmenlik, güzellik standartları, kendini sevme, özşefkat, ebeveynlik gibi konulara temas ederken acıma beklemiyor okurdan. Kimseyi kötülemiyor, kimseyi göklere de çıkarmıyor.
Deborah pek çoğumuzun geçtiği çakıllı yollardan geçiyor. Çünkü farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde de olsa büyüme sancıları çekiyoruz hepimiz, kimimiz yolunu buluyor, kimimiz kayboluyor.
.
Arafta’yı hem çizimleri hem hikayesiyle çok sevdim~
.
Tolga Yozcu çevirisiyle ~