Bazen insan, kalbini korumak için sessizliği seçer. Kendi içine kapanır, kulaklarını kapatır, gözlerini yumar. Çünkü bilir ki duyduğu her kelime, zaten zor susturduğu düşünceleri yeniden uyandıracak, yeniden kanatacaktır. Ben de öyleyim… Seninle ilgili bir şey duymamak için kendimle anlaşmış gibiyim.
Ama garip olan şu ki; ben kaçtıkça, dünya üzerine yemin etmiş gibi önüme seni getiriyor. Bir dost sohbetinde, tesadüfi bir karşılaşmada, hatta hiç alakası olmayan bir cümlenin arasına gizlenmiş bir fısıltıda… Sanki hayat, “unutmak yok” dercesine beni seninle sınamaya devam ediyor.
Ve ben… Kulaklarımı kapatıyorum, çünkü duyduklarım sadece birer bilgi değil, içimde yankı bulan ağır bir ses. Her yeni haber, yeniden başlamaya çalışan ruhumu geriye çekiyor. O yüzden susuyorum, kaçıyorum, kendimi görmezden gelmeye çalışıyorum.
Ama ne kadar kaçarsam kaçayım, içimde hep aynı his büyüyor: Seninle ilgili söylenen her şey, aslında unutmamı engelleyen bir zincir gibi…
/A.Özhan