Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni…
O zaman belki,
bir bakışınla düzelirdi günüm.
Bir kelimenle susardı içimdeki fırtına.
Biraz da olsa…
Benim gibi sevsen;
hiç gelmediğin yerlerde seni beklediğimi anlardın.
Sessizce adını andığım anlarda,
bir ses olurdun kulağımda.
Ben seni,
kalbimin en tenha yerinde saklıyorum.
Dün gibi, şimdi gibi, hep gibi.
Biraz da olsa sen de öyle saklasan beni…
O zaman belki,
bu kadar kırılmazdım suskunluğuna.
Bu kadar yanmazdı içim,
sen yokken bile seni bu kadar çok sevmeme.
Biraz da olsa…
Benim gibi sevsen…
Belki ben,
bu kadar “keşke”yle dolmazdım..
/A.Özhan
Kadın için aşkı yaşamanın sadece duygusal olmadığını aynı zamanda ahlaki bir tavır olduğunu yani aşk için tüm ahlaki normları, toplumsal belirlenen doğruyu yanlışı geçersiz kılabileceğini vurguluyor.
Kadın için aşkı yaşamanın sadece duygusal olmadığını aynı zamanda ahlaki bir tavır olduğunu yani aşk için tüm ahlaki normları, toplumsal belirlenen doğruyu yanlışı geçersiz kılabileceğini vurguluyor.
N❁ Nur Sena olayı evet çok üzücü.. ancak cinsiyetçi bakmak çok doğru olmaz aşk cinsiyet bilmez. Kendini aşkta kaybeden, o aşk sonrası kendini bir daha bulamayan her kim olursa olsun acı çeker..
Kadın için aşkı yaşamanın sadece duygusal olmadığını aynı zamanda ahlaki bir tavır olduğunu yani aşk için tüm ahlaki normları, toplumsal belirlenen doğruyu yanlışı geçersiz kılabileceğini vurguluyor.