📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ömer (radıyallahü anh) buyurur: «Kibirli alimlerden olursanız, ilminiz cahilliğinize yetmez». Allahü Teâlâ Peygamberine tevâzu emrediyor ve «Sana tabi olan, uyan mü'minlere karşı mütevazi ol!» (2), buyuruyor. Bunun için sahâbe kendileri için kibirden çok korkarlardı. Hatta bir defa Huzeyfe (radıyallahü anh) imamlık yaptı. Sonra «Kendinize başka imam arayınız. Zira kalbime, benim sizden iyi olduğum geldi», dedi. Onlar hatırlarından geçen kibirden korkunca, başkaları niçin korkmazlar ve nasıl bunu düşünmezler? Bu zamanda böyle alim nerede bulunur? Belki bu sıfatın kötü olduğunu bilen ve ondan kaçınmanın icabettiğini bilen âlim bile çok kıymetlidir. Çünkü birçok insanlar bunu bilmiyorlar ve kibirleri ile övünüyorlar ve «Biz filânı insan yerine koymaz, ona kıymet vermez ve yüzüne bakmayız», gibi sözler söylerler. O hâlde kibri bilen de çok kıymetlidir. Böyle bir alimin yüzüne bakmak ibadettir. Herkesin böyle bir âlimle bereketlenmesi lâzımdır.
(Âdâb), edebin cem'idir. Edep, «bir şeyi mevzii hakikisine vazetmek» diye tarif edilmiştir. (Edeb), hasleti hamidiye ve vere'u takvâ, diye de bilinmiştir. Fiili terkinden hayırlı olan şey, yahut mükellef onunla memduh olup terkiyle mezmum olmayan veyahut terkine zem taallûk etmeyerek, işlenilmesi şer'an matlup olan şey dahi denilmiştir ki, bunların hepsi, birbirine yakın sözlerdir.
Vuzû’, ki abdesttir, vezâettendir. Vezâet: hüsün ve nezafettir. Şer’an vuzû’: mâruf üç âzâyı yıkamak ve başa mesh eylemekten ibaret, özel bir temizliktir. (Mesih, başın rub’unda nezafet mânâsı aşikâr değil ise de, itibar galibedir.)
(Hadîs-i mütevâtir): Birçok Sahâbînin, Resûl-i ekremden “sallallahü aleyhi ve sellem” ve başka birçok kimsenin de bunlardan işitdiği ve kitâba yazılıncaya kadar, böyle hep, çok kimselerin haber verdiği hadîs-i şerîflerdir ki, bunların, bir yalan üzerinde söz birliği yapmalarına imkân olmaz. Mütevâtir olan hadîs-i şerîflere muhakkak inanmak ve yapmak lâzımdır. İnanmıyan kâfir olur.