Kandiller yandı mı ellerine tesbihlerini alırlar, dinlememek ve hiç bir şey anlamamak şartıyla camiye doluşarak Kur’ân ve vaaz dinlerle; ikindi vakti kalkarak oruç bile tutarlardı. Oruç tuttuğu halde namaz kılmaya lüzum görmeyenleri de vardı. Uzun bir namaz olan teravihe bunların hiçbiri yanaşmazdı. Ramazan bitince bunların din duyguları da veda eder giderdi.
Mevsimlik elbise giymeye benzeyen bu tarz dindarlığa ben hep şaşırdım.
“Hikaye” dedim, “gel senle anlaşalım. Sen yarım kal, adını da Yarım Kalan Hikaye koyalım.”
“Sen zaten neyi tamam ettin ki” dedi bana.
“Aslında tam diye bir şey yoktur” dedim, “her tam, bir üst yarımın alt başlığıdır. Yani yarım da bir bütündür.”