Öteki karşısında duyarlık "kendini acı çekene dek maruz bırakan" bir "maruz kalmışlık'ı şart koşar. Duyarlık acıdır. Bu ilkel acı olmazsa "ben" başını, "kendi-için"ini tekrar dikleştirir ve ötekini şeyleştirerek nesne haline getirir. Ötekini ben'in elinden sadece maruz kalmışlığın acısı kurtarır. Bu, etik, metafizik bir acı olarak benim acım olarak algıladığım acının üstündedir. Ötekine yönelik bir acıdır, ben'in bütün pasifliklerinden daha pasif olan kökensel bir maruz kalmışlıktır. Merhametten de önce gelen maruz kalmışlığın acısı rahat bir kendine dönüşü, kendinden hoşnutluğu imkânsız kılar.