Meral Bingül

Meral Bingül
@Mrlbngl
"Bir delikanlıyla bir genç kız birbirlerine çılgıncasına aşık olmuşlardı, " Ve nişanlanmaya karar verdiler. Nişanlılar her zaman birbirlerine armağan sunarlar. Ama delikanlı yoksuldu sahip olduğu tek zenginlik, ona dedesinden kalan saatti. Sevgilisinin güzel saçlarını düşünerek, ona çok güzel bir gümüş tarak alabilmek için, dedesinden kalan saati satmaya karar verdi. Genç kızın da sevdiği erkeğe nişanlılık armağanı alacak parası yoktu. O da, yaşadığı yerin en büyük tüccarına giderek saçlarını sattı. Eline gelen parayla da, sevdiği adamın saatine bir köstek satın aldı. Ve nişanlanacakları gün yeniden buluştuklarında, genç kız ona, sattığı saat için bir köstek armağan etti; delikanlıysa genç kıza, kestirdiği saçlarını taraması için gümüş bir tarak.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir manavın önünde durup bana, "Portakal mı seversin, mandalina mı? diye sordu. Cevap vermeye çalıştım, ama sesim çıkmadı. O güne kadar kimse bana portakal mı mandalina mı sevdiğimi sormamıştı.
Sayfa 55
Bir insanın bedeni tamamen yabancı bir insanın iradesine bırakılabilir miydi? Bir insan sahip olduğu bir canlının bedenini ya da hayatını paramparça ettiğinde günahsız olabilir miydi ?
Fakat Yüce Tanrım sabretmek yarattığın biz kulların için ne kadar da zor, çünkü yanan yüreği canli bedenimize sen koydun ve yeryüzündeki ömrümüzün ne kadar kısa olduğu bilincinin ve korkusunun tohumlarını derinlerde bir yere sen yerleştirdin. Bizler biliyoruz Yüce Tanrım, ömrümüzün son baharı çok yakındadır ilkbaharının yazı ise hiç uzun değildir. Bu nedenle böyle bir sabırsızlık çalkalanır kanımızda , bu nedenle büyük bir açlıkla uzanır elimiz sevdiğimizi almaya ve fani şeylere bile hemen sevinmeye; Zaman geçtikçe yaşanırken beklemeyi nasıl öğrenelim, bir gecede ölüp giderken nasıl sabredelim, zaman sönmeyen ateşiyle peşimizdeyken nasıl yanmayalım,ölüm arkamızdan koşarken nasıl acele etmeyelim?
Sevdiğimiz birinin acı çektiğini gördüğümüzde, yüreğinin alev alev yandığını hissettiğimizde, onlara karşı ördüğümüz duvar yıkılır.