Aydınlar-halkın ışık saçan düşüncesi, ülkenin eğitimli beyin gücüdür. Kendi aydın kesimine sahip olmayan ülke bedbahttır, şanssızdır. Bir tek, halkı talan eden cahil, aptal ve eğitimsiz, çoğu zaman ise yırtıcı kişiler aydın kesimin düşmanı olabilirler, oluyorlar da. Halkın karanlığa gömülmesi ve akıl tutulması yaşaması bu baykuş ve puhu kuşlarını, geceleri uçan bu yırtıcıları mutlu etmektedir. Puhu kuşları ışığı sevmezler, güneş gözlerini acıtır çünkü. Bu nedenle bütün ülkelerin, halkların ve bütün zamanların baykuşları ve puhu kuşları aydınlık düşünce ve bilgiyi sevmemişler ve bugün de sevmiyorlar.
Aydın olarak sizlerin vazifesi halkın zekasını, vicdanını, irade ve enerjisini uyandırmak ve harekete geçirmektir. Halkın düşünme yeteneğini canlandırmak, işçileri, köylüleri ve toplumun alt kesimlerini daha iyi bir hayat kurmak için ne yapmaları gerektiği konusunda eğitmek-sizin göreviniz budur.
Amerikalı yazar John Steinbeck eserlerinde genellikle işçi yaşamını ve toplumsal sorunları ele almıştır. Yazları çiftliklerde ve tarlalarda çalıştığı için tecrübelerini eserlerine yansıtmıştır. Fareler ve insanlar eserinde de bu durumu açıkça gözlemlemekteyiz. Eserin konusuna değinecek olursam ; George ve Lennie isminde iki mevsimlik işçi ve onların iş için gittikleri çiftlikte yaşadıkları maceralardan söz ediyor. Başladıkları her iş gibi bu işe de hayallerini süsleyen hayata kavuşmak için başlıyorlar. George kontrolcü ve zeki bir karaktere sahipken, Lennie güçlü yapısına rağmen akli dengesi bozuk, saf bir karaktere sahiptir. O kadar iyimserdir ki hayvanları severken bile onları incitmek istemez. Ama tüm bu iyimserliğinin yanında yıkıcı bir tarafı da vardır. İnsan nasıl olur da iyiyken ve iyi kalmaya çalışırken kendini kötülük bataklığına sürükleyebilir sorusunun cevabını kitap sonunda cevaplayacak ve üzerine düşüneceksiniz. Anlatımı o kadar akıcı ki başlar başlamaz birkaç saatte bitirdim ve çok beğendim. Keyifli okumalar…