"Anneni en son ne zaman görmüştün?"
"Çok küçüktüm," dedi Dylan sigarasından içerken. "Eve gittim. Kapıyı açmaya çalıştım ama kilitliydi. Anahtarı çevirdim ama kilidi değiştirmişti.”
"Bunu neden yaptı?"
"Hiç sormadım."
"Üzgünüm," dedim.
Başını karnıma yasladı, yanağını çıplak göbeğime sürttü."Üzülme," dedi. "Sen hiçbir zaman kapıda kalmayacaksın ben Kapıyı senin için her zaman açık bırakacağım"
"Ya kilitli olursa."
"O zaman kapıyı kırarım meleğim."
"Bir daha gitmedin mi oraya?"
"Kapattığın kapıları bir daha açmamalısın Angie, üzerine kapanan kapıları da bir daha çalmamalısın."
"Çalmam," dedim.
"Hayır, bunu anlamalısın. Bir kapıyı kapatırsan bir daha açmayacaksın. Yüzüne kapanan hiçbir kapıyı çalmayacaksın. Söz veriyor musun?"
"Neden?"
"Çünkü o zaman başka kapılar olmaz. Hep o kapının önünde kalırsın. Başka bir yol bulmalısın Angie. Insanların hepsi boktan."
"Söz" diye parmaklarımı saçlarında dolaştırdım. "Ama ya zile basıp kaçarsam." Benimle birlikte güldü. "Ya kapıya yetişemezsem..."
"Hayatını ihtimallere emanet edemezsin. Her zaman tek bir şansın vardır. Bir atış. Kaybediyorsan kaybet ama bir kapının önünde durursan kaybetmek uzun sürer. Bir eve birden fazla yoldan gidebilirsin önemli olan varmaktır. İnsanlar hep bir çatısı olsun ister ama bizim kapılara ihtiyacımız var. Açık kapılara anlıyor musun? İnsanı evde hissettiren şey duvarların arasında olmak değil, kapıdan çıktığında istediği zaman dönebileceğini bilmesidir."