Kitabın yazarı bir Amerikalı. Yaşadığı ülkedeki durum üzerine yapmış tespitlerini ama durum bizde de pek farklı değil; ya da öyle olmaya doğru ilerliyoruz. Hızla eve kapanan ve de teknoloji bağımlısı haline gelen çocuklardaki doğa yoksunluğunun giderilmesi gerektiğini şu cümlelerle ifade etmiş yazar:
Bu yoksunluğu gidermeye, yani çocuklarımızla doğa arasındaki zedelenmiş bağı onarmaya ihtiyacımız var; yalnızca estetik ya da vicdani duygularımız nedeniyle değil, aynı zamanda zihinsel, fiziksel ve manevi sağlığımızda buna bağlı olduğu için. İlk bakıldığında doğaya zarar veren hareketlerin bile, doğayla ilişki kurulmasını sağladığından, büyük resme bakıldığında faydalı olduğundan bahsediyor yazar. Örneğin balık avlamak, ağaç evler gibi. İnsanın bir şekilde doğayla bağını oluşturduklarından, onu önemsemeyi beraberinde getirdiğini söylüyor.
Yazar kitapta pek çok araştırmadan da bahsetmiş. Bunlardan biri de Amerikan Psikoloji Derneği’ne sunulan bir makale için yapılan araştırma:
Pencerelerinden ağaçlar, çalılar ya da geniş çimenlik alanlar gören çalışanların diğerlerine göre önemli ölçüde daha az hoşnutsuzluk ve daha fazla çalışma isteğine sahip olduğunu buldular. Stresin azaltılması konusunda yapılan benzer çalışmalar gibi bu çalışma da, doğanın daha iyi çalışabilmek ve daha açık düşünebilmek gibi psikolojik etkilerinden yararlanmak için el değmemiş doğanın içinde yaşamak gerekmediğini göstermiştir.
Kitapta ayrıca çete mensubu veya bağımlı gençler üzerinde alternatif ceza yöntemi olarak uygulanan doğada olma halinin de, o gençler üzerindeki olumlu etkilerinden bahşedilmiş. Planlanmış aktivitelerden ya da düzenli parklardan ötede bir doğaya yaklaşmadan bahsedilen kitapta :
Doğanın anlamlı bir şekilde yaşanabilmesi için zamana; serbest, planlanmamış düş zamanına ihtiyaç