Doğadaki Son Çocuk (Çocuklarımızdaki Doğa Yoksunluğu ve Doğanın Sağaltıcı Gücü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
11998
Gösterim
Adı:
Doğadaki Son Çocuk
Alt başlık:
Çocuklarımızdaki Doğa Yoksunluğu ve Doğanın Sağaltıcı Gücü
Baskı tarihi:
Nisan 2010
Sayfa sayısı:
450
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754035124
Orijinal adı:
Last Child in the Woods: Saving Our Children from Nature-Deficit Disorder
Çeviri:
Ceyhan Temürcü
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
TÜBİTAK Yayınları
"Çocuk ve doğa hareketi şu temel fikirden güç alıyor: Doğadaki çocuk, soyu tehlike altında olan bir türdür ve çocukların sağlığı ile Yeryüzü'nün sağlığı birbirine sıkı sıkıya bağlıdır."
-Richard Louv-

Çocuklarının doğayla anlamlı bir bağ kurmadan büyüyen bir kuşağa ait olmasını istemeyen anne babaların başucu kitabı olan Doğadaki Son Çocuk, tüm dünyada hızla yayılan doğaya dönüş hareketinin biçimlenmesinde ve yaygınlaşmasında önemli roller üstlenmiş bir kitap. Richard Louv Doğadaki Son Çocuk'ta çocuklarda ve gençlerde obezite, dikkat bozukluğu, depresyon gibi vakalarda büyük artış yaşanması ile çocukların yaşamında doğanın giderek daha az yer alması arasında bir ilişki olduğunu örneklerle kanıtlarken aynı zamanda içinde bulunduğumuz bu durumu tersine çevirebilecek bir yol haritası sunuyor. Etkileyici ve sürükleyici bir üslupla kaleme alınan Doğadaki Son Çocuk'u yayımlarken özellikle anne babaların bu kitabı ellerinden düşüremeyeceklerine inanıyoruz.

"Doğadaki Son Çocuk, doğada zaman geçirmenin çocukların sağlığını geliştirebileceği, yaratıcılıklarını teşvik edebileceği, düşünme yetilerini keskinleştirebileceği ve çevreye karşı duyarlı olmalarına yardım edebileceği inancını paylaşan birçok farklı ilgi grubunu bir araya getirdi."
-John Flicker-, National Audubon Society başkanı
(Arka Kapak)
450 syf.
·34 günde·Beğendi·9/10
Kitap,
Yalın ayak toprağa hiç basmamış, yağmurda bilerek hiç ıslanmamış, bir böcek kovalamamış ya da alıp yetiştirmemiş ya da iribaşları hiç incelememiş olanlara yönelik yazılmış. Bizlik bir durum yok. Biz onlardan değiliz ya değildik değil mi?

İlk çocukluk döneminin evrensel ilklerinden biri olan merak duygusunun giderildiği, olumlu pekiştirilmesi gerektiği yer olan doğal alanlar gün geçtikçe daha yapılandırılmış bir hal alarak çocukların bu duygularını köreltmekte ve doğadan tat alamayan eksik nesillerin yetişmesine neden olmaktadır. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi ile doğru orantılı olarak doğaya dönüş olduğunu vurgulayan kitap, bu ülkelerin eğitim kurumları vizyonunda teknoloji ve dijital dünyanın çok az kullanıldığı, doğada aktif zaman geçirmenin ise eğitim ortamlarını düzenlerken birincil öncelikleri olduğunu vurguluyor.

Kitabı okurken çocukluğumuzda doğada yaptığımız birçok aktivitenin tüm çocuklarda ortak olduğunu gördüm. Aynı şeylere merak duyuyor, aynı yöntemlerle merakımızı gidermeye çalışıyoruz. Ancak günümüzde ne yazık ki artık bunları yapan çocuk sayısı gün geçtikçe azalıyor. Elbette çocuklar artık merak etmiyor diyemeyiz. Bu konuda daha çok engelleniyorlar. Ebeveynler, öğretmenler, yığınlaştırılmış müfredatlar daha pek çok şey onların dışarıya açılan kapılarının önüne yığılmış bir halde. Ve elbette en büyük engel öngörülemez şekilde artan teknolojik cihazları anlamsızca kullanmak. Doğadaki her şey canlı, hisleri var. Bir ağaca sarıldığınızda hisseder, bir çiçeği kokladığınızda bunu duyumsar, şimdilerde bunlar olmadığından çocuklara da doğa nimetlerini göstermeye çekiniyor. Çocuklarımıza küskün bir doğa bırakıyoruz, farkında mıyız?

Çocukların ormanda sabah yürüyüşü yapması, bir ağaç ya da bitkideki değişimi gözlemlemesi, çeşitli böcekleri görüp onlarla vakit geçirmesi ve çeşitli canlıların doğaya uyum sürecini öğrenmesinin çocuk üzerinde olumlu değişimlerini etkili bir dille anlatmış yazar. Doğada olmanın çocuktaki alternatif düşünme becerilerini tetiklediğini, dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi son yıllarda çokça rastlanan çocukluk çağı bozukluklarında olumlu değişimler gözlemlendiğini de, yapılan deney kontrol çalışmaları ve uzun yıllar yapılan izleme testleri ile göstermek istemiş. "Ee biz bunları biliyoruz." diyeceksiniz. Sorun da zaten bunları bilmekte. Biliyor ama es geçiyoruz. Es geçtiğimiz ne var ne yoksa bugün karşımıza telefon tablet bağımlısı bebekler ve çocuklar olarak geri dönüyor. Bir üç yaş çocuğu çamura su karıştırıp oynaması gerektiği yerde ‘’sıkıldım buradan telefonunu ver diye annesine bağırabiliyor.’’ Belli ki bazı durumların ayarı biz de çoktan kaçmış.

Kitap bir roman, öykü vb. gibi kurmaca bir metin olmadığı için çoğu yerde tekrara düşmüş hissini yaşatabilir. Birden fazla makalenin ve yazarın kendi hayatından deneyimlerinin yer alması dili biraz zoraki olmuş anlayışına okurları sürükleyebilir. Ancak ne olursa olsun, kıymetli araştırmalar ve önerilerin yer aldığı bu kitabı mutlaka her birey okumalı ve kütüphanesinde bulundurmalı.

Yazar doğayı keşfederek oluşturulan her hikaye için ‘’Kaplumbağa Masalları’’ demiş. Çok anlamlı bir tanımlama. Ağır ağır ama sağlam adımlarla yürür çünkü onlar, dayanıklıdırlar ve bize örnek olacak kadar alternatif düşünceye sahiptirler. Bu yüzden bu tanımlama hoşuma gitti. Sanıyorum bizler de doğadaki çocukluğumuza geri bakış atsak çok fazla kaplumbağa masalımız olduğunu görürüz. Genel hatlar bakımından kitap kültürümüze, doğaya olan saygımıza ve yeşile verdiğimiz kıymete çok uygun. Kutlamış olduğumuz belirli gün ve haftaları ve çocuklara aşılamaya çalıştığımız birçok değeri pekiştirici kıymetli bilgiler içeriyor. Kitabın sonunda oldukça geniş öneriler listesi yer alıyor. Doğada çocuklarla aktif zaman geçirmek isteyen anne-babalara, müfredatına bunu almak isteyen öğretmenlere, vizyonunu doğaya çevirmek isteyen tüm okullarımıza güzel yollar açacağına inanıyorum. Çünkü doğa eğitir, ehlileştirir. Kim bilir belki insani duygularımızın köreldiği şu zamanlarda doğaya yeniden çıplak ayakla basmak gerekiyordur. Belki yeni kaplumbağa masallarını çocuklarla yazmalıyızdır. Ne dersiniz? :)
Umarım bir sürü kaplumbağa masalımız, doğayı aktif kullanacak birçok yöntemimiz ve elbette doğanın iyileştirici gücüne inancımız ve onu koruyacak gücümüz olur.
Bolca tavsiye edilir. :)
450 syf.
·2 günde·6/10
Son zamanlarda izlediğim ve cuma günü 3.sezonu gelecek olan Ozark (Breaking Bad alternatifi sayılsa da değil) dizisinin geçtiği Missouri de çocukluğu geçen Richard Louv'un oradan bolca bahsettiği kitap TÜBİTAK Popüler Bilim Kitaplarındandır. İlk basımı 2005 yılında basılan kitap günümüz 90 lar çocuklarının da yaşadığı sokağa çıkamama sorunlarından bahsederken ne yazık ki günümüzde ülkemizde de artan doğa yıkımı ve sosyal medya alışkanlığından da bahsediyor.

Aslen bir Gazeteci olan Louv konu başlıklarında doğa sever Henry Thoreau vb isimlerin cümlelerine yer verirken gelecek kuşaklar ve günümüz gençleri için doğanın manevi gerekliliğini inceliyor.
450 syf.
·36 günde·Beğendi·10/10
Doğadan uzaklaşılıp bilgisayar, telefon ve tablet ekranına sığınıldığı 21. yy. dünyasında doğaya yeniden dönüşün mümkün olduğunu anlatan bir kitap. İlk iki yüz sayfasını okurken sürekli notlar aldım, on beş yıl olmuş eser yazılalı ama her şey şimdiye de hitap ediyor. Eserde çocukluğu doğada geçen anne ve babaların anıları ve onların çocukları üzerindeki etkileri de anlatılmış. Çocukken çamurla oynayan, bahçedeki otlardan yemekler yapan, ağaca tırmanan, bahçeye kendi yöntemleriyle çadır kuran, sokak çocuk oyunlarının hemen hemen tümüne hâkim olan ve çocukluğu televizyon ekranlarından uzak geçen birisi olarak benim de ruhuma iyi gelen doğada yaşamak tüm çocuklara ve gençlere iyi gelecek. Çocuklarımıza "biyoseveliği" aşılamak için onlarla yağmurda yürümek, böceklere bakmak, doğanın sesini dinlemek gerekiyor. Kitabın sonundaki "Doğada Yapılabilecek 100 Şey" listesi de bize yol haritası olacak şekilde hazırlanmış. "Doğa yoksunluğu sendromu"na yakalanmayın ve sendroma yakalananları kurtarmaya bakın. Keyifli okumalar...
450 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
''Çocuk ve doğa hareketi şu temel fikirden güç alıyor: Doğadaki çocuk, soyu tehlike altında olan bir türdür ve çocukların sağlığı Yeryüzü'nün sağlığı birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.'' Richard Louv Öyle güzel anlatılmış ki, her ebeveynin okuması gereken bir kitap.
450 syf.
·39 günde·Puan vermedi
Amerika avrupa hk baya inceleme yapmış yetkin insanlarla görüşmüş cocuklar ve yetiskinlerle tartismis yerel kurum ve uluslararasi kurumlari incelemis ve doganin ile cocuklarin genclerin iliskisini ve nasil kurtarabilirz onu ortaya koymus. Keske biraz daha evrensel olsaydi da okurken daha cok zevk alsaydim. Atlamak istediğim o kadar yer vardi ki. Takintim olmasaydi yarim bile birakabilirdim. Islevsel tek kismi sondaki 100 oneri. Ki yaklasik %40 yine bize hitap etmiyor.
450 syf.
·18 günde·Beğendi·7/10
Doğadaki Son Çocuk olmayı kim ister? Sokaklarda özgürce dolaşmak, uçurtma uçurtmak , derelerde çıplak ayakla gezmek, kurbağaları izlemek, rüzgarın tenine değmesini ve içine işlemesine izin vermek harikadır. Ama ya bizim çocuklarımizin çocukları ve sonraki nesiller doğa ile iç içe olabilecek mi? Yazarın korktuğu da tam da bu konu. Yazarımız doğayı nasıl koruyabiliriz üzerine güzel geniş kapsamlı bir eser yazmış. Yazarımiz önce kendi çocukluk anılarını sonra kendi çocukları ile olan çevre deneyimlerini anlatıyor. Yazar çevre ile iletişimi sosyolojik psikolojik ve dinsel yönlerle de inceliyor. Ben kitabi sevdim. Kendi doğa tecrübelerimi anılarımı canlandırdı. Doğayı nasıl korumalı.? Yeşil şehirler nasıl yaratılır? Zoopolisler kurulmalı mi? Çiftçilik yapmak için yeni alanlar nasıl kurulabilir? Dikkat eksikliğinden ve antidepresan ilaçlardan çocuklarımızı nasıl koruyalım? Sekizinci zeka yani doğa zekasini nasıl güçlendirelim? Dijital evler kuruluyor, bunun bize zararları neler olucak? Sentetik parklar, akvaryumlar , doğayi ticari metalastirma eğilimleri bize fayda sağlar mi? Neleri bizden çalıyorlar? Kültürel otizm nedir? Okunulmasi gereken bir kitap. Özellikle çevreciler eğitimciler belediyeciler ve dahi muteahhitler okumalı. Ya da bizler okumalı ve yaşam haklarimizi koruma konusunda iradeli olmalıyız.
450 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Arkadaşlar ben bu kitabı okudum çünkü bende de var çok güzel ben bunu okuduğumda çok mutluydum gerçek yaşamlarını anlattı çok güzeldi bu sizde OKURSANIZ mutlu olursunuz
450 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İlk bakıldığında doğaya zarar veren hareketlerin bile, doğayla ilişki kurulmasını sağladığından, büyük resme bakıldığında faydalı olduğundan bahsediyor yazar. Örneğin balık avlamak, ağaç evler gibi. İnsanın bir şekilde doğayla bağını oluşturduklarından, onu önemsemeyi beraberinde getirdiğini söylüyor.
450 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Kesinlikle, ben bir anneyim ya da babayım diyorsanız okumanız gereken bir kitap...

Çocukların nasıl bilinçli ya da bilinçsizce yanlış yetiştirildiğini; onların doğaya, doğanın da genç kuşaklara nasıl ihtiyacı olduğunu birbirinden bağımsız gibi görünen fakat çok ince bir iple bağlantılı akademik makaleler üzerinden etkileyici ve yalın bir şekilde anlatabilen yazarı takdir etmemek mümkün değil...

İnsan okurken düşünmeden edemiyor ve aklına şu soru takılıyor; geçmişin doğal çocukları mı yoksa günümüzün yapay çocukları mı?
450 syf.
·24 günde·3/10
70 sayfa kala biraktim dayanamadim artik. Tamam doga onemli cocuklar icice olsunlar.orda da ogrensinler yasayarak.ogrensinler falan ama bunu 370 sayfa boyunca tekrar edince sıkılıyor insan. Bir de bizim kulturumuzu temel almayan bi anlatim olunca pekte sarmadi.
Kitabı birkaç arkadaş okuyacagız. Sonra birlikte bir rapor hazırlayıp bir gruba sunum yapacağız. Kitap ile ilgili önerilerimizi sunacak ve kitap hakkındaki sorulan soruları cevaplayacağız
450 syf.
"Hechel öğrencilerini sabah kalktıklarında,dünyaya hicbir şeyi olağan görmeyen gözlerle bakmaya teşvik ederdi.Her şey olağanüstüdür, her şey inanılmazdır;yaşamı hiçbir zaman sıradan görmeyin. Maneviyat sahibi olmak hayret etmektir."
Kitabın ismi çok dikkatimi çekmişti.Doğa ve çocuk...
Çocuklar herşeye hayretle ve merakla baktıkları için mi bu isim?
Kitabı okurken kendi çocukluğunuza da gidiyorsunuz.Anlatilan herşey biz çocukken bizde de mevcuttu.O merak,gözlem ve hayret duygusu...Aslında bu duygularımızın körelmesine izin vermemeliyiz çünkü insanın doğaya/kainata her yaşta ihtiyacı var.Zaten kainata biraz dikkatli bakınca aramızda çok benzerlikler olduğunu farkedersiniz.Kainatin küçültülmüş hali gibiyiz.Mevsimlere bakalim mesela...Ilkbahar ,yaz ,sonbahar kış;çocukluk,gençlik,yetişkinlik,yaşlılık dönemleri gibi...
Kitabı okumak kainatı okuma üzerine farkındalığımı pekiştirdi.
Bunlar mucizevi ve harika günler...

Ne güzel söylemiş Paul Simon. Mucize gerçek oldu diyebileceğimiz bir güne uyanmış olalım. :))

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğadaki Son Çocuk
Alt başlık:
Çocuklarımızdaki Doğa Yoksunluğu ve Doğanın Sağaltıcı Gücü
Baskı tarihi:
Nisan 2010
Sayfa sayısı:
450
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754035124
Orijinal adı:
Last Child in the Woods: Saving Our Children from Nature-Deficit Disorder
Çeviri:
Ceyhan Temürcü
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
TÜBİTAK Yayınları
"Çocuk ve doğa hareketi şu temel fikirden güç alıyor: Doğadaki çocuk, soyu tehlike altında olan bir türdür ve çocukların sağlığı ile Yeryüzü'nün sağlığı birbirine sıkı sıkıya bağlıdır."
-Richard Louv-

Çocuklarının doğayla anlamlı bir bağ kurmadan büyüyen bir kuşağa ait olmasını istemeyen anne babaların başucu kitabı olan Doğadaki Son Çocuk, tüm dünyada hızla yayılan doğaya dönüş hareketinin biçimlenmesinde ve yaygınlaşmasında önemli roller üstlenmiş bir kitap. Richard Louv Doğadaki Son Çocuk'ta çocuklarda ve gençlerde obezite, dikkat bozukluğu, depresyon gibi vakalarda büyük artış yaşanması ile çocukların yaşamında doğanın giderek daha az yer alması arasında bir ilişki olduğunu örneklerle kanıtlarken aynı zamanda içinde bulunduğumuz bu durumu tersine çevirebilecek bir yol haritası sunuyor. Etkileyici ve sürükleyici bir üslupla kaleme alınan Doğadaki Son Çocuk'u yayımlarken özellikle anne babaların bu kitabı ellerinden düşüremeyeceklerine inanıyoruz.

"Doğadaki Son Çocuk, doğada zaman geçirmenin çocukların sağlığını geliştirebileceği, yaratıcılıklarını teşvik edebileceği, düşünme yetilerini keskinleştirebileceği ve çevreye karşı duyarlı olmalarına yardım edebileceği inancını paylaşan birçok farklı ilgi grubunu bir araya getirdi."
-John Flicker-, National Audubon Society başkanı
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 161 okur

  • Nvnnvn
  • Mert Özdemir
  • Semiha Devlez
  • م merve gülel
  • kunâla
  • Nilüfer Aktura
  • Orhan Tuğay
  • Oğuzhan Ziya Kaba
  • Şener İnan
  • Fatmagül Sarıca

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.1
14-17 Yaş
%14.3
18-24 Yaş
%21.4
25-34 Yaş
%35.7
35-44 Yaş
%14.3
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.9
Erkek
%48.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.5 (23)
9
%12.7 (8)
8
%25.4 (16)
7
%7.9 (5)
6
%4.8 (3)
5
%11.1 (7)
4
%0
3
%1.6 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları