Yıllar sonra Ahmet Uluçay’ın Küller ve Kemikler kitabında okudum: “Biz düş yoksulu olduk
Yakup. Benim güzel çocuğum. Bu öyküler senin öykülerin hep. Benden böyle öyküler çıkmaz
Yakup. Sen gözlerini ödünç vermesen dünya bu kadar güzel görünmez.”
"anlatsam
yarısında izin alıp gideceğiniz bir hikayedir burası
burası
dünya bizi nasıl kırdıysa öyle de gönlümüzü almamayı bildiği
yerdir"
Bülent Parlak
Kendimi bildim bileli birbiri ardına kitap satın alıp duruyorum. İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar toplamı değildir asla..