Ah tanrım, kof zifirinde
Ben senin gibi değilim,
Üstümüz başımız yıldız, pırıltılı aptal konfeti.
Ebediyet sıkar beni,
Hiç istemedim ki.
Benim sevdiğim
Hareket halindeki piston-
Ruhum ondan önce ölür.
Bir de atların toynakları,
O insafsızca yeri dövmeleri.
Ve sen, yüce Atalet-
Neresi yüce bunun be!
Bu seneki bir kaplan mı, kapıdaki bu kükreme?
Üç gün. Üç gece.
Limonlu su, tavuk suyu,
Kusucam bu su yüzünden.
Senin için de, başkası için de fazla safım ben.
Dünya Tanrı'nın canını nasıl yakıyorsa, öyle yakıyor canımı bedenin. Ben bir fenerim-
Başım da Japon kağıdından
Bir ay, altın kaplama derim
Alabildiğine narin, alabildiğine pahalı.
Bir bedeli var
Yaralarıma bakmanın, kalp atışlarımı
Dinlemenin bir bedeli var -
Tıkır tıkır çalışıyor işte.
Bir bedeli var, hem de ne bedeli var,
Bir sözcüğümün ya da bir dokunuşumun
Ya da kanımdan bir damlanın
Ya da saçımın bir telinin ya da bir parçasının elbisemin.