Eğer bir insan uzun bir süreç içinde çocukluğunda hiçbir zaman olduğu gibi kabul edilip sevilmediğini, sadece performansından başarılarından ve niteliklerinden dolayı kullanıldığını ve çocukluğunu bir "s
özde sevgi" uğruna feda etmiş olduğunu yaşayabilirse, bu gerçeğin algılanması onda mutlaka büyük sarsıntılara yol açar. Fakat bir süre sonra bu insan böyle bir "sevgiyi" elde etme çabalarına artık son vermek gerektiğini anlar; gerçek benliğini yaşamak ister ve bundan böyle "onu hep eli boş boynu bükük bırakmış", sadece şimdi uzaklaşmakta olduğu sahte benliğine yönelmiş olan bir sevgiyi hak etmek zorunda olmayı istemez.