O kalabalık içinde hiç konuşmamak, sadece birbirimizin varlığını bilmek daha iyiydi aslında. Ne konuşabilirdik ki? Garip bir sürüklenişti bu ve ikimiz de sesimizi çıkarmadan akıntıya kapılmayı kabul ediyorduk, nerede duracağımızı bilemeden.
Deniz kıyısı balıkçı çay ocağı,
Kıkırdayanlar, kağıt oynayanlar.
Bayatça biraz çay, patlıcanlı ve ıspanaklı börek.
Biraz hüzün, bolca da umut.
Aynı siz...