Bütün canı, hayatiyeti, kini, sevgisi, korkusu, gücü kocaman gözlerine toplanmış. Gözlerinde arada bir, iğne ucu gibi bir pırıltı yanar söner. Keskin, batan bir pırıltıdır bu! Bu pırıltıdan korkulur. Korkunçtur. Parçalamaya, atılmaya hazırlanmış kaplanın gözlerinde de aynı pırıltı yanar söner mutlak. Bu nereden gelir? Belki yaratılıştadır. En doğrusu, çekilen işkencede, dertte, beladadır.
Bazı şeyleri anlatamazsınız. Denemezsiniz bile. Nereden başlayacağınızı bilemezsiniz. Ağzınızı açsanız tüm cümleleriniz devasa bir kördüğüme dönüşecek gibi olur; ağzınızdan çıkacak her kelime yanlış olacakmış gibi.