Cahil insan kendi ruhuna gerçek anlamda
sahip olmadan dışsal sebeplerle çeşitli biçimlerde yoldan çıkarılmakla kalmaz, kendisinin, Tanrı'nın ve nesnelerin farkında olmadan yaşar ve acı çekmeyecek duruma geldiğinde var olmaktan da çıkar.
Oysa bilge kişi, böyle görüldüğü ölçüde, nadiren ruhunda huzursuzluk hisseder, sonsuz bir gereklilikle kendisinin, Tanrı'nın ve nesnelerin bilincinde olarak asla var olmaktan çıkmaz, kendi ruhuna gerçek anlamda daima sahip olur.
Materyalizm maddî olana ilişkin tatminsizlik hissini nasıl besliyorsa, sürekli mutluluğun peşinden koşmak da ona ulaşmayı güçleştirebilir. Mutluluk için asgarî olarak ihtiyaç duyduğumuz bir şey var: Bütün kalbimizle ‘şimdi ve burada’ olmak ve arzunun,hırs ve tamahkârlığın dikkatimizi çelmesine izin vermemek...