Tutunamayanlar üzerine söylenecek çok şey olmasına rağmen ne söylesek eksik kalacak bir eser. Oğuz Atay’ın günümüzde en çok ilgi gören fakat hayattayken değeri pek bilinmeyen eser oluşu, kitabı okuyanların içini sızlatıyor doğrusu. Toplumumuzun her kitabı çok entellektüel bir düzeyde anlayabilmesi beklenemez. Fakat bu kitabı okumanın zor oluşununu zaman kaybı olarak nitelemek çok doğru bir yaklaşım değil. Hele ki kitapçı raflarında hiç bir anlam taşımayan onlarca kitap varken. Postmodern edebiyatın tüm özelliklerini her detayına kadar görebildiğimiz bu kitapta Atay’ın okuyucuya aktarımı, betimlemeleri, kafa karıştıran cümleleri anlamanın pek kolay olduğu söylenemez. Fakat her insanın hayatında mutlaka bu kitabı anlayabilecek bir dönemi olmuştur. Kendini dünyadan bir nebze olsun soyutlayarak okunduğunda insana katacağı çok şey var kitabın. Bir insanın içinde bulunduğu toplumda kabul görme çabalarına rağmen yine de o çemberin kıyısında köşesinde kalması nasıl bir çaresizlik. Bütün bunlara tutunmaya çalışarak yaşama gayreti nasıl bir tahribata sürüklüyor insan ruhunu.
“Kelimeler, yalnızlığı unutturdu ve yalnızlık, kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız kelimeler acıyı dindirdi ve kelimeler insanın aklına geldikçe, yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.”
Kitapta geçen şu cümlelerde de olduğu gibi diğer bölümlerde de benzer şekillerde psikolojik tahliller yapmaya yönlendiriyor okuyucuyu. Keyifli okumalar dilerim