Şahsına münhasır

Şahsına münhasır
Göründüğüm, yansıdığım , yazılarımdan anlaşıldığım.gibiyim. Ne eksik, ne fazla. 01.02.24 [K&M]
Türk Dili Ve Edebiyatı
114 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
GÜZEL BİR AHLÂK; VAKARLI OLMAK
Vakar; ağırbaşlı, yumuşak huylu ve sakin olmak; yapılacak işlerde temkinli ve tedbirli davranmak, demektir. Gıpta ile hased arasında fark olduğu gibi, vakar ile kibir arasında da fark vardır. Vakarlı olmayı kibirlenmeye, büyüklenmeye vardırmamalıdır. Çünkü vakar, bir kibirlenme, büyüklenme hâli değildir. Vakar, tefekkürden ve şerefi koruma duygusundan, ilmin ve hilmin kuvvetinden ileri gelir. Vakar, insanın kadrini, kıymetini yükseltir. Bunun alâmeti, insanlar arasında ve yalnızken aynı hâl üzere bulunmaktır. Vakarın zıttı olan hafiflik ise az akıllılık alâmetidir. Gereksiz yere öteye beriye bakıp durmak veya gidip gelmek, bazı âzâları oynatmak, gereksiz sorular sormak, soru ve cevaplarda acele etmek; elbise ve kıyafete gereğinden fazla çeki düzen vermek, hep hafiflik eseridir. Onun için insan, böyle hafiflik sayılacak hareketlerden kendisini korumalıdır. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “İyilik, güzel elbise ve kılık kıyafette değildir. İyilik ancak sükûnet ve vakar(da)dır.” “İlim öğreniniz. İlim için huzur, sükûnet ve vakar da öğreniniz. Kendisinden ilim öğrendiğiniz kimseye karşı da mütevâzı olunuz.” Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), mütebessim ve herkesle alâkadar olmakla beraber ziyade vakarlı idiler. Ashâb-ı Kirâm, onun huzur-ı saâdetlerinde gayet edepli bir şekilde bulunurlardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), onlara iltifat edip korku ve heyecanlarını izale ederlerdi. Bir gün huzuruna gelen bir zâtın korkup titrediğini gördüler. Ona iltifat ederek teskin buyurduktan sonra orada bulunan Ashâb-ı Kirâm’ına hitaben buyurmuşlardır ki; “Ey insanlar! Mütevâzı olunuz ve biliniz ki mütevâzı olmanız için bana vahiy nâzil oldu. Birbirinizin hakkına geçmeyiniz, iftihar edip övünüp mağrur olmayınız. Kibirlenmeyiniz. Ey Allâh’ın kulları! Birbiriniz ile kardeş
Reklam
*“HATİCE OLMAK NE GÜZEL...* Her farz namazın sonunda okuduğumuz, "Allahümme ente'sselâm ve minke'sselâm tebârekte yâze'lcelâli ve'l-ikrâm.” Sözünü söyler dururuz. Ama, neden, niçin ve kimin dediğini ve anlamının ne olduğunu bilmeden söyleriz. Malumunuz Mekke’ye yaklaşık 5 km. mesafede bulunan Hira (Nur) dağı 860 m. yüksekliği olan bir dağdır… Hz. Hatice Validemiz, Efendimiz (sav)’i her zaman olduğu gibi damda beklerken yakınları: “Ey Hatice neden böyle yapıyorsun, hava çok sıcak, yaşlı vücudun yorgun düşecek.”dediler. O (Hz. Hatice) da “Benim efendim güneşin altında iken ben gölgede duramam.” diyerek eşler arası muhabbettin, bir olmanın ne manaya geldiğini bizzat yaşayarak göstermiştir. Efendimiz (sav) Hirada bazen çok uzun süre kalırdı. Bu süre içinde Hz. Hatice Vâlidemiz bizzat Hira’ya kendisi yiyecek ve erzak taşırdı. Evet, Hz. Hatice Vâlidemiz, muhterem eşi Hira Mağarası’na inzivaya çekildiğinde, yemeğini bizzat kendisi götürürdü. (5 yıl ) Peygamber Efendimiz (sav) bir gün Hira'da iken Cebrail as gelmiş, Şu gelen kimdir diye sormuş ve Hz. Hatice Validemizin Merve tepesinin olduğu yerdeki evinden yürüyerek Hiraya yemek ve temiz kıyafet getirdiğini söylemiş ve Allahu Tealanın Hatice Vâlidemize selamını iletmiş ve Cennette ona dinleneceği köşk vereceğini bildirmiştir. Bunun üzerine hanımına kıyamayan Efendimiz dağdan aşağı inerek onu şimdiki Mescidi Icabe Mescidinin olduğu yerde karşılamıştır. Zira Hira Mağarası’na çıkan yolun meşakkatini bilir ve değerli eşine kıyamazdı. Peygamberimize Hz. Hatice Validemiz yemek getirdiğinde, Peygamberimiz (s.a.v): “Müjdeler olsun ey Hatice, Allah sana selam söyledi.” deyince, Çok zeki olan Hz. Hadice Vâlidemiz , (sen de Allah'a selam söyle dese olmayacak) en mükemmel olan şu
*“HATİCE OLMAK NE GÜZEL...* Her farz namazın sonunda okuduğumuz, "Allahümme ente'sselâm ve minke'sselâm tebârekte yâze'lcelâli ve'l-ikrâm.” Sözünü söyler dururuz. Ama, neden, niçin ve kimin dediğini ve anlamının ne olduğunu bilmeden söyleriz. Malumunuz Mekke’ye yaklaşık 5 km. mesafede bulunan Hira (Nur) dağı 860 m. yüksekliği olan bir dağdır… Hz. Hatice Validemiz, Efendimiz (sav)’i her zaman olduğu gibi damda beklerken yakınları: “Ey Hatice neden böyle yapıyorsun, hava çok sıcak, yaşlı vücudun yorgun düşecek.”dediler. O (Hz. Hatice) da “Benim efendim güneşin altında iken ben gölgede duramam.” diyerek eşler arası muhabbettin, bir olmanın ne manaya geldiğini bizzat yaşayarak göstermiştir. Efendimiz (sav) Hirada bazen çok uzun süre kalırdı. Bu süre içinde Hz. Hatice Vâlidemiz bizzat Hira’ya kendisi yiyecek ve erzak taşırdı. Evet, Hz. Hatice Vâlidemiz, muhterem eşi Hira Mağarası’na inzivaya çekildiğinde, yemeğini bizzat kendisi götürürdü. (5 yıl ) Peygamber Efendimiz (sav) bir gün Hira'da iken Cebrail as gelmiş, Şu gelen kimdir diye sormuş ve Hz. Hatice Validemizin Merve tepesinin olduğu yerdeki evinden yürüyerek Hiraya yemek ve temiz kıyafet getirdiğini söylemiş ve Allahu Tealanın Hatice Vâlidemize selamını iletmiş ve Cennette ona dinleneceği köşk vereceğini bildirmiştir. Bunun üzerine hanımına kıyamayan Efendimiz dağdan aşağı inerek onu şimdiki Mescidi Icabe Mescidinin olduğu yerde karşılamıştır. Zira Hira Mağarası’na çıkan yolun meşakkatini bilir ve değerli eşine kıyamazdı. Peygamberimize Hz. Hatice Validemiz yemek getirdiğinde, Peygamberimiz (s.a.v): “Müjdeler olsun ey Hatice, Allah sana selam söyledi.” deyince, Çok zeki olan Hz. Hadice Vâlidemiz , (sen de Allah'a selam söyle dese olmayacak) en mükemmel olan şu
KITA: Vücûd âriyettir, hayat emanettir İbâda, da‘vi-i mülk iddiâ-yı şirkettir Kulun vazîfesi teslimdir, itâattir. Bana, kulum, dediği lütuftur, inâyettir.     (Nâbî) Âriyet: emânet; İbâd: kullar; da‘vi-i mülk: mülk sahibi olduğunu iddia; iddiâ-yı şirket: Cenâb-ı Hakk’ın mülkünde ortaklık iddiâ etmek.
وائْذَنْ لِسُحْبِ صَلاَةٍ مِنْكَ دَاءِمَــةٍ عَلَى النَّبِيِّ بمُنْهَلٍّ وَمُنْسَــــــجِمٍِ İlâhi, Senin tarafı ilâhiyenden sâdır olan salât bulutlarına izin ver ve emrü ferman buyur ki , Salâvat-ı şerifeyi Rasulü Ekrem’in Ravzâ-i Mutahharesi üzerine daima akıtarak cereyan edip dursunlar. (Kasidei Bürde 159. Beyit) Mevlâye salli ve sellim dâimen ebedâ Alâ habibike hayri’l halkı küllihimi.
Reklam