Hayatımda ilk kez birisi bana
"kendine çok dikkat et dedi"
anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde...
rastgele, yürürken aklına geleyim sızlasın için...
zaman sen olmayınca geçmiyor, sen olunca da yetmiyor...
üşüyorsan söyle, seni bir kat daha seveyim.
bak! papatya mevsimi geldi.
mevsimlerden papatyayı severim.
sonra seni.
sonra yine seni.
ve hep seni...
kim istemez mutlu olmayı ama mutsuzluğa da var mısın?
çık gel bir kez daha
çık gel bir kez daha beni bozguna uğrat, ben güzel değil miyim?
neden kuş koymuyorlar yoluma?
ben sana kızsam, kendime küserim...
en çok sesini aradım.
gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydi...
gözlerini sildi zaman..
dedim ya…
Eylül’dü.
savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.
sonra dalgalar geldi dile, sonra bir mavilik aldı her yerimizi;
nasıl hatırlıyorsan dünyayı, öyle.
kötülüklerin büsbütün egemen olduğu, namussuz bir çağ bu biliyorsun
hasret kalmışız, yüreği güzel insanlara.
'daha çok anlat,' dedim.
'hoşuna gidiyor mu?'
'çok. elimden gelse, seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.'
'bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?'
'gider gibi yaparız.'
'portuga!'
'hı...'
'ben senin yanından bir daha hiç ayrılmak istemiyorum, biliyor musun?'
'niye?'
'çünkü dünyanın en iyi insanı sensin. senin yanındayken kimse bana zarar vermiyor ve kalbimde mutluluk güneş gibi parlıyor.'