"Aşk yolculuğundasın unutma bunu, yolun sonu nereye varacak diye düşünme. Yolun nereye varacağını düşünmek, beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşün, gerisi kendiliğinden gelir."
Sems-i Tebrizi
Ne der Şems-i Tebrizi:
"Şu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol. Menzilin daima yokluk olsun. İnsanın bir çömlekten farkı olmamalı.
Çömleği sağlam tutan dışındaki şekil değil, içindeki boşluktur. İşte tıpkı bunun gibi insanı da insan yapan şey, benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.
"Ustam, sabırlı bir adamdı. Yetişkin biriymişim gibi beni karşısına almış, içtenlikle konuşmaya devam ediyordu.
"Ney neden sırları anlatır bilir misin?" diye sordu. "Mevleviler neye sır taşıyıcısı der evlat. Bu sözün nereden geldiğini tahmin edebilir misin?"
Bakışlarımdan hiçbir şey bilmediğimi anlamış olacak ki, devam etti konuşmaya:
"Hazreti Muhammed, kendi tekâmülünün üst noktası olan miraç hadisesinden sonra birçok sırra nail olur. Bir gün bu sırlar üzerine tefekkür ederken, Hazreti Ali girer içeriye.
'Efendim sizi çok düşünceli görüyorum, acaba bir sorununuz mu var? diye sorar. Hazreti Muhammed :
'Yoktur ya Ali. Bana verilen sırları düşünüyorum' der. Hz. Ali bu açıklamadan sonra çok etkilenmiştir.
'Küçücük bir kısmına bile olsa bu sırlara benim de vakıf olmam mümkün müdür?' diye sorar.
"Kaldıramazsın ya Ali der Hazreti Peygamber. Fakat Hz Ali'nin gözlerindeki isteği görünce, yanına oturmasını işaret eder ve başlar anlatmaya. Hazreti Ali, işittigi şeylerden sonra içinde yoğun bir aşkınlık dalgalanır. Yerinde duramaz gibi olur. Dışarı çıkmak için Hazreti Peygamberden müsaade ister. Öylesine yüklenmiştir ki yüreği, haykırmak gelir içinden. Mekke sokaklarında dolaşıp herkese duyurmak ister bu sırları. Ancak o zaman rahatlayabilecektir içi. Lakin bunu yapamaz. Adı üzerinde, yüküne talip olduğu şey sırdır. Herkese açık değildir. Sorumlulukları vardır. Peki içindeki bu taşkın seli ne yapacaktır şimdi? Nereye akıtabilecektir yükünü? Derken aklına bir fikir gelir, Mekke'nin dışına çıkar ve kör bir kuyu bulur. Kuyuya bağıra bağıra anlatır içindekileri. Sonunda sakinleşip rahatlar. Hazreti Ali içindekileri olduğu gibi dökmüştür kör kuyuya. Ne var ki yük bu kez kör kuyuya da tesir etmiştir. Kör kuyu, aldığı sırlarla gürüldemeye başlar. İçi kaynıyor gibidir. Sonra aşka