Masalcı

Nevali Çori'deki ana kült binası milattan önce sekiz binli yıllara tarihlenen bir yapı. Duvarlara yerleştirilen on üç taş sütunla ortada yer alan iki devasa sütundan oluşuyor. Ortadaki sütunlardan yalnızca bir ayakta kalmış. Tapınağın yerleşimi Tiahuanaco'daki Kalasaya Tapınağı'na benziyor. Sütunların üzerindeki el motifleri bize Paskalya Adası'ndaki heykelleri hatırlatıyor. Ana bina güneybatı yönüne hizalanırken bir araştırmaya göre, Nevali Çori'nin yönü bin seksen kilometre uzaklıktaki Gize'ye bakıyor."
Sayfa 270·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Türkiye'de kişisel bakım ürünleri piyasasında yerli işletme kalmadı. Düşünün ki küresel kozmetik ürünler 2017 yılında 532,4 milyar dolarken, 2023 yılında 805,6 milyar dolara yükselmesi bekleniyor ve Türk şirketleri "yok ediliyor!" Sadece kozmetik ürünler değil, 1980-1990 arasında ilaç ihtiyacının yüzde 80'ini yerli üretim ile karşılayan bir Türkiye vardı! Aynı tarım-gıda sektörü gibi sağlık hizmetleri de yabancı tekellerin inisiyatifine bırakıldı.
Sayfa 496·Kitabı okudu
Türkiye biyoteknoloji pazarının beşte birine yakınını, böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren hastalarda ortaya çıkan kansızlığın tedavisinde kullanılan "Eritropoietin" adı verilen ilaçlar oluşturuyor. Türkiye biyotek ilaçların jeneriklerini Çin, Hindistan, Küba, Güney Kore, Arjantin, Meksika, Brezilya gibi ülkelerden dörtte bir, hatta beşte bir fiyatına ithal edebilecek iken, uluslararası ilaç tekellerinden satın almak zorunda bırakılıyor. Çünkü uluslararası şirketler yoğun lobi faaliyetleriyle biyotek ilaçların jeneriklerinin başka ülkelerden ithalatını ve ülkemizde üretilmesini baskı altında tutuyor... Hep altını çizmek gerek: İlaç, gıda ve silah birer stratejik ürün.
Sayfa 493·Kitabı okudu
ABD topraklarındaki gizli arşiv binası ve ikiz Kuleler gibi binalar son teknolojilerle donatılarak yapılıyor veya güçlendiriliyorken çöküyor, ancak 1940'larda yapılıp 1975'te yangın çıkan binalar çökmüyor. Peki, ABD'de, İkiz Kuleler gibi, uçak çarpan başka bina var mı? Elbette var... 28 Temmuz 1945 tarihinde B25 tipi bombardıman uçağı Empire State binasının 79. Katına, tıpkı İkiz Kuleler'e çarpan uçaklar gibi, sert bir şekilde çarpıyor. Ancak Empire State binası sadece yangına maruz kalıyor ve çökmüyor. Üstelik İkiz Kuleler'de çelik direkler varken, Empire State binasında böyle bir malzeme bulunmuyor... Kısacası, 11 Eylül sadece bir komploydu...
Sayfa 264·Kitabı okudu
Oysa bilinçli olarak göz ardı edilen bir gerçek vardır. Artık teknolojik ürünlerin üretimi ülkelerin güdümünden çıkmakta, giderek küreselleşen ve tekelleşen büyük şirketlerin öncülüğünde yapılmaktadır. Bu şirketlerin -görünürde- vatanı yoktur. Ancak, küresellik cilası altında belli bir ideolojik, ırki sistem ve dinsel tutumun çoğu alanda tekel oluşturduğu veya neyin küreselleşip, neyin küreselleşmeyeceği, neyin nereye kadar bağımsızca yükselip, nereden sonra kontrol edileceği kararını verebildiği unutulmasın. Küresel bir şirket, Suudi Arabistan ya da Türkiye'de kendisine Arapça ya da Türkçe bir isimle kar ortağı bulabilmekte, o ülkenin halkları da bu şirketleri sırf kendi ülkelerine hizmet ediyor zannedebilmektedir. İşin özü, küreselleşen şirketler hegemonya alanlarını genişletmek adına teknoloji transferini Batı sömürge sisteminde aç bırakılmış Afrika'ya kadar götürmek istemektedirler. Afrika'ya bedava internet götürme projeleri, Dünya'yı kaçacak bir yer bırakmadan dijital göze bağlama çabasıdır. Dünya nüfusu 'online' olmalıdır. Teknolojinin öncülük edeceği Yeni Dünya'ya ve onun düzenine entegrasyon için bu şarttır.
Sayfa 279·Kitabı okuyor