"Sessizlik dilimi kullandım. Ben sessizce konuşma ustasıyım. Ömrüm boyunca susarak yaşadım diyebilirim" işte bu cümleleri pek bir meziyetmiş gibi kendini övmek için kullandı. Ve tüm bu cümleler genç kızın ölü bedeninin o masada yatışını sebebini çok net ifade ediyor.
Kitap 1 saatlik sinir krizine sürükledi beni. İnanılmaz bir empati kurdum kızcağızla. E tabi o narsist adam gibi birini daha önceden tanımış olmam da karakteri analiz etmemde epey fayda sağladı.
Ya bi düşünsenesize karşınızdaki size o lanet zihninden geçenleri söylemeden sizin anlamanızı ve de onu SEVMENİZİ bekliyor ! Aman Allahım daha neler! Ve bu kişi özgüveni kırılmış, sevgiden mahrum kalmış ve tüm bu eksiklikleri karşısındakinin üzerinde üstünlük sağlayarak tamamlamaya çalışan biri!
Ne acı. Oysa ilk günden beri o kıza taptığını, onun için delirdiğini ve ondan gelecek sevginin onu dünyanın en mutlu insanı yapacağını söyleseydi neyini kaybederdi? Sadece kazanırdı. Ama bu gerizekalı karakter kitabın en sonunda bile bencilliğine devam ediyor ve şimdi o evde kimsesiz nasıl yaşayacağının kederine kapılıyor !
Sevgisiz büyümüş insanlar benim kanâatimce 2 ye ayrılıyor:
İlk grup, hırçın ve kendini ispat peşinde oluyor. Bencil ve yıkıcı tavırlar sergiliyorlar. Ve genelde narsistik özelleri oluyor.
İkinci grup, sevgi arayışında safiyane düşünceleri olan bireyler oluyor. Gördükleri en ufak sevgi kırıntısının peşinden gidip her türlü fedakarlığı yapmaya hazırlardır. Ve genellikle gerçekten sevilmezler. Özgüvensizdirler.
Ne bir başkasının egosunu tatmin etmeye, ne de bir başkasının yaralarını onarmaya gelmedik bu dünyaya.