Muallim

Muallim
@Muallim_Beyy
Gösterişin,torpilin, kibrin ve sayamadığım binlerce putun kol gezdiği bu çağda;bir bakışın,bir duruşun, bir hayatın sadeliğine inanıyorm. .
Hz. Peygamberin Dua ile Öğrettikleri
Dua, insanın acziyetini kabul etmesi ve Rabbine yönelmesi, ona sığınması ve beklentilerini ona yöneltmesi anlamında kulluğun hulasasıdır. İşin doğrusu Yüce Allah da bunca nimet verdiği kulundan bunu beklemektedir. Hatta (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!” (Furkan, 25/77) ayetinde ifade edildiğine göre onun katında makbul olmak için kulun dua etmesi istenmektedir. Muhtaç, kendiliğinden bir şey yapamayan, elindeki güç, kuvvet ve nimetler de geçici olan insan, minnet-nankörlük, şükür-küfür, ona yönelme-ona direnme, ondan isteme-onu hesaba katmama şeklindeki ikilemlerden birinde yer alacaktır. Burada taraflardan biri, imanı diğeri ise küfrü temsil etmektedir. Aidiyetin göstergesi salih ameller, dili ise duadır. Mahlukun Hâlıka yönelişini ifade ettiği için ‘Dua ibadettir’ (İbn Mace, Dua, 1) diyen Hz. Peygamber, bir başka hadisinde işin hakikatine dikkat çekerek ‘dua ibadetin özüdür’ (Ebu Davud, Daavat, 1) açıklamasını yapmaktadır. Dua kulluğun göstergesidir. Bu nedenle duanın dili, formu ve nasıl olması gerektiği Hz. Peygamber (sav) tarafından ümmetine gösterilmiştir. Ancak O, aynı zamanda duayı hedef gösterme, hassasiyetler oluşturma ve ölçülü olma noktasında eğitimin bir aracı olarak da kullanmıştır. Bunun için dua formundaki bir hadis metnini analiz etmek gerekmektedir. Mevzu bahis rivayet Ebu Said el-Hudrî’den gelmektedir: عَنْ أَبِى سَعِيدٍ الْخُدْرِىِّ قَالَ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ الْمَسْجِدَ فَإِذَا هُوَ بِرَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ يُقَالُ لَهُ أَبُو أُمَامَةَ فَقَالَ « يَا أَبَا أُمَامَةَ مَا لِى أَرَاكَ جَالِسًا فِى الْمَسْجِدِ فِى غَيْرِ وَقْتِ الصَّلاَةِ » . قَالَ هُمُومٌ لَزِمَتْنِى وَدُيُونٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ « أَفَلاَ أُعَلِّمُكَ كَلاَمًا إِذَا أَنْتَ قُلْتَهُ أَذْهَبَ اللَّهُ
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dini Zihniyet Ve Bilgi Kaynaklarının Uyumu
Rahman Ve Rahim olan Allah’ ın (c.c.) Adıyla. . Allah’ın insanları eşref-i mahlûkat kılmak üzere lütfettiği saf akıl ile yine Allah’ın insanları İnzar ve terbiye etmek üzere gönderdiği saf vahiy arasında epistemolojik bir uyum vardır. ilim bu uyumu keşfetme çabasıdır. Bilmelisin ki, vahiy Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hayatında tamamlanmış ve din kemale ermiştir: ‘’ Bugün dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim.’’ (Maide 5/3) . Hiç kimse, doğrudan ya da dolaylı olarak Hz. Peygambere (s.a.v.) atfen kutsal bir bilgi iddiasında bulunamaz ve bu bilgiyi inanç kaynağı olarak takdim edemez. Hz. Peygamber (s.a.v.) görevini kâmilen ifa etmiş, vahyin yegane kaynağı olan Kur’an-ı insanlara eksiksiz olarak tebliğ etmiş, sahih inancı ve salih ameli tanımlayan sünnetini bize emanet etmiş ve hakk’a yürümüştür. Bir bilginin inanca mesnet teşkil etmesi için mütevatir haber olması gerekir ki oda kuran ve sünnete açıkça tanımlanmıştır. Bir insanın sadık bir rüya ile Hz. Peygamberi görmesi ilahi bir nimettir; ancak bu sadece o rüyayı göreni bağlar. Diğer insanlar açısından ne akaid ne de hukuk umdesi olarak bağlayıcı olur. Aksi olsaydı, yine Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) savaştığı benzeri yalancı peygamberler, kendilerinden menkul bilgilerle zihinleri ve kalpleri ifsad ederlerdi. Bu ifsadın nice gençlerin geleceğini kararttığını herhalde 15 Temmuz gecesi gördük. Sana gaiblerden haber getirdiğini söyleyenlere ve kendilerinden menkul bilgileri vahyi bir bilgi gibi aktararak seni kendi hesaplarına ram etmeye çalışanlara ‘’ Gaybın bilgisi sadece Allah’ a mahsustur ‘’ de ve yoluna devam et. Allah’ın bizatihi sana varlığının bir parçası olarak verdiği aklını yüreğine yüklediği vicdanını kimsenin tekeline ve insafına terk etme . İnsanoğlunun
Din
Meallerin Dünyası
Geride bıraktığımız bin dört yüz yıllık zaman dilimi, aynı zamanda son derece "maliyetli" ve öğretici bir tecrübeyi de içeriyor: Sünnet-i seniyye ve Sahabe-i kiramdan devralınan/öğrenilen Din konusunda zaman içinde ortaya çıkan aykırı yorumlar, farklı din tasavvurlarının neticesidir ve istisnasız hepsi de kendisini Kur'an'a dayandırmıştır. Bu durum tıpkı tarih içinde olduğu gibi günümüzde de aynen bu şekilde devam etmektedir. Nasıl ki geçmişte önce farklı tasavvurlar benimsendi ve arkasından bunlara "Kur'anî payandalar" kotarıldı, aynı durum şimdi de varlığını sürdürüyor. Birileri seleflerimizin anladığı ve yaşadığı İslam'ın arızalı olduğu tezini yaygın bir propaganda ağı eşliğinde işledi/işliyor. Meal okumalarının büyük çoğunluğu "farklı bir din" tasavvuru arayışının ürünü olarak kuvveden fiile çıkıyor. Farklı din tasavvurları noktasında bugünü geçmişten farklı kılan en önemli husus şudur: Geçmişte farklı din anlayışlarının doğurduğu tartışmalar hemen tamamen alimler arasında cereyan ederken, bugün problem avama inmiş durumda. Avam olduğunun dahi farkında olmayan geniş kitleler, ısrarla sevk edildikleri mealler dünyasında, kimin propagandası daha çok yapılıyorsa yahut kimin karizması daha baskınsa onun mealini tercih ederek "Kur'an'ın dünyasına" giriyor! Kahir ekseriyet, baştan sona okuduğu dahi şüpheli olan meal –diğerlerinden farklı olarak– ne söylemişse onu bayraklaştırarak müstakil fırkalar halinde tezahür ediyorlar. Her kesim, kendi davasını, okuduğu meal vasıtasıyla "Kur'an'ın gereği" olarak algılıyor ve takdim ediyor. Meal yazarlarının Kur'an'dan anladığı neyse ondan ibaret olan "meal", Kur'an'ın yerini alıyor ve mealin dünyasına giren kişi, "Kur'an'ın dünyasına" girdiği zehabıyla mangaldaki külleri savurmaya başlıyor!
Peygamber efendimiz (S.A) rahmet elçisidir. İnsanlığı yücelten İlahi mesajın tebliğcisidir. İnsanlığın kurtuluşunun müjdecisidir. Peygamberimize söylenen çirkin söz tüm yüce değerler ve insanlık adına affedilemez... #RasulullahaHakaretAffedilmez Araplarda takvim yoktu. Bu yüzden bir kızın evlenme çağı yaştan değil, fiziki durumundan anlaşılırdı. Hz. Aişe de Allah Rasulünden ﷺ önce Cübeyr b. Mutım ile nişanlıydı. Nişanı attıktan sonra Efendimizle evlendi. Hz Aişe çocuk değil, evlilik çağındaydı. #RasulullahaHakaretAffedilmez Araplarda kameri aylar elbette malumdu fakat bildiğimiz manada bir takvim yoktu.Kur'an-ı Kerimde Seylu'l-arim diye geçen Me'rib su seddinin çökmesi,Fil hadisesi gibi muhim olaylar esas alınarak zaman hesaplanırdı.Bu yüzden sahabenin önemli bir bölümünün doğum tarihi ihtilaflıdır. Hicri takvim Hz Ömer(r.a) zamanında belirlenmiştir.Derdi hakikat olanlar ya da"Hâtıbu'l-Leyl" olmakla maruf meşhurlar ayrıntılı bilgi için Cevâd Alinin cahiliyye dönemi Arab tarihini anlattığı on ciltten oluşan"el-Mufassal fî Tarihi'l-Arab Kable'l-İslam"başlıklı eserine bakabilir.
15 TEMMUZ
Delikanlım işaret aldığın gün atandan, Yürüyeceksin! Millet yürüyecek arkandan. . 15 Temmuz’da canını ortaya koyarak bayrağımıza, vatanımıza ve devletimize sahip çıkan şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Sizi hiçbir zaman unutmayacağız. Unutursak Kalbimiz kurusun. .