Muallim

Muallim
@Muallim_Beyy
Gösterişin,torpilin, kibrin ve sayamadığım binlerce putun kol gezdiği bu çağda;bir bakışın,bir duruşun, bir hayatın sadeliğine inanıyorm. .
Vahiy tarafından şekillendirilmiş bilinç dokusunu fütursuzca tahrip eden, ama bunun yerine herhangi bir güvence verici yapı ikame edebilme yetenek, beceri ve birikiminden uzak bulunan; içi boş, mağrur, ironik tavrın yol açtığı tek şey tam anlamıyla bir "kargaşa" oldu. Modernistler'in tek ortak tavrı olan "Tarihteki İslâm anlayışı (gelenek) terk edilmelidir" sloganının bir adım sonrası koca bir "hiç" oldu ve dağ fare bile doğuramadı! Üretmeyen ama durmadan tüketen/ tahrip eden bu anlayışın bizde uç vermeye başladığı özellikle son birkaç yüzyıl içerisinde ciddiye alınabilecek orijinal/ otantik bir sistem kuramamış olması bu yargının en açık delilini teşkil etmektedir. Batı'da, kendi şartları içinde doğup gelişmiş bir yapıyı, olduğu gibi kopyalayarak hayatın her alanını kuşatacak biçimde İslam dünyasında kurmaya çalışmak, sonu baştan belli olan "ölümcül" bir maceraya atılmaktan farksızdı. Sonuçta yapılan şey, zorunlu olarak Modernite'ye kayıtsızca "boyun eğiş" ve "entegrizm" oldu. Bunun tevlit ettiği fikrî ve fizikî arızaları İslam Dünyası son birkaç yüzyıldır acı bir şekilde yaşıyor...
Din
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bütün iyi kitapların sonunda Bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda Meltemi senden esen Soluğu sende olan Yeni bir başlangıç vardır Parmağını sürsen dünyaya, rengini anlarsın Gözünle görsen elmayı, sesini duyarsın Onu işitsen, yuvarlağı sende kalır Her başlangıçta yeni bir anlam vardır. Nedensiz bir çocuk ağlaması bile Çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.” EDİP Cansever
1000Kitap
Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım Ölüm ve acılar çatsaydı beni Düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak Sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı.Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım Diri-gergin kasları konuşsaydım “Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ” “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan “Bakın yaklaşıyor…” Yazık, şairler kadar cesur değilim Çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan Gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor. Benim gövdem yıllar boyu sevmekle tarazlandı Öyle bir çalımlarla gecenin çitlerinden atlardım Bir güneş sayardım kendimi denizin karşısında Çünkü çam kokularına sürtünüp ağırlaşan ruhların İnanmazdım dosyalara sığacağına Gittikçe ışıldardım dükkânlar kararırken Hüznün o beyaz etrafına sakallarım batardı. Benim adım bilinen cevapların üstüne mühürlenmiş Ellerim tütsülenmiş Evlerin yeni yıkanmış serin taşlıklarında Dirgenler, bakraçlar, tornavidalar Bende kül, bende kanat, bende gizem bırakmadılar Ve içinden bir baş ağrısı gibi çınlamaktansa Gövdem açık bir hedef kılındı belâlara.
Edebiyat
İbn-i Sina'dan: 1.Sirke ile temizlik yapın; ellerinizi, bulaşıklarınızı ve kıyafetlerinizi mutlaka sirke ile yıkayın. 2.Birlikte dolaşmayın; beş on kişi bir araya gelerek kalabalıklar oluşturmayın. 3.Pazarları terk edin; paraları bırakın. 4.Toplu halde ibadet etmeyin. 5.Salgından korkmayın; hastalıktan sakının. 6.Hastalarınızı terk etmeyin.[Yaşlılarınızı terk etmeyin] 7.Evinizde oturun ve neşeli olun; hastalık neşeden kaçar. (İbn-i Sina/980-1037, El-Kanun Fi't-Tıbb)
Sağlık
Metafizik Dünyasının Hak Yolcusu ‘’Necip Fazıl’’
İdrakini davasına adamış, hakkı bulmak için metafizik dünyada körebe oynayan bir adam… Bunalımlar ,arayışlar,yönelişler ve bin bir çile içinde ‘ben ve ötesin’ i arayan bir umman… Bir duygunun, idrakin, benliğin içinde kayboluşların, kendini buluşların, kendinden hakka yönelişlerin resmini çizmekte ne kadar muvaffakiyet sağlayabilirsek Necip Fazıl’ın da bu yolculuğunu o düzeydeki bir isabetle kelimelerle anlatma şansına sahip olabiliriz. İşte Necip Fazıl bu daire içinde değerlendirilecek bir fikir denizidir.O’nu anlamak veya en azından onu anlamaya hizmet etmek üzere atılan ipin ucundan bir nebze tutmayı başarabilmek için onun yaşayışının fikirlerinin ve hayat mücadelesinin kaynağı olan metafizik dünyasına eğiliyoruz. Şahsiyetler ve devirler birbirleriyle ayrılmaz bir bütündür. Her devir kendini ifade edebilecek bir şahsiyeti bünyesinden çıkarmıştır. Milli Mücadele devri Mehmet Akif’i ; bir milletin özünü, tarihini arayış devri Yahya Kemal’i ; insanin özünü, hayatının ve yaratılışının anlamını ve Yaratan’ını bulma çabası da Necip Fazıl’ı kendi devirlerinin sözcüleri olarak yoğurmuştur.İşte bu yoğruluş süreci bir heykeltıraşın kayaya şekil vermesi gibi Necip Fazıl’ın zihinsel haritalarının çizilmesi safhalarında adeta bir hocalık görevi üstlenmiştir. O , dönemin bunalımlarını görmüş olma ve insanların sorunlarını yakından idrak etme;tüm bunları zihnine not etme imkanına sahip olma itibariyle devrin kendisine hocalık ettiği bir şahsiyettir.Tüm bu yönleriyle N. Fazıl ilerde devrinin hocalığını yapacak ve milyonları peşinden koşturacak raddeye ulaşacaktır. Gelin bu safhaya ulaşmadaki merhalelerin köşe taşlarını hep birlikte döşeyelim. Tüm bu bocalayışlar ve arayışlar devrinde İstanbul’da ilköğrenimini tamamlayan N. Fazıl
Din