Ne kadar büyük bir adaletsizlik diye düşündü. Ağzımı istediğim zaman ve istediğim sıkılıkta kapayabiliyorum.Oysa bu denli iyi korunmuş olan bu organın görevi nedir? Yalnızca besinlerin vücuda girmesine yardım etmek. Buna karşılık kulaklar, her türlü saldırıya açık.
Yapıyorlar, ama ne yaptıklarının bilincinde değiller, birtakım alışkanlıklar edinmişler, ama bunu nedenini bilmiyorlar; ömürleri boyunca dolaşıp durdukları halde yollarını bulamıyorlar: kitleden ayrılamayan, koyun gibi onun peşinden gidenler için doğaldır bunların tümü.
Kitabı konusu için okumaya başlamıştım. Fakat kitabın yazılma tarzını ancak ortalarına geldiğimde tam olarak anlayabildim diyebilirim. Kitapta aslında tek bir gerçeklik yok. Yazar kimden bahsediyorsa o an onun gerçekliğine dahil ediyor bizi. Bunu ilk başta anlamakta güçlük çekiyorsunuz. Birbiriyle çeliştiğini düşünüyorsunuz. Ama nihayetinde vâkıf olduğunuzda çok başka yere sürükleniyor eser.
Odaklandığınızda akıcığıyla sizi başka bir boyuta sürüklüyor. Kitapta aslında tek bir körleşme yok. Başta Kien'in entelektüel körlüğü, Therese'nin çıkar ve gündelik akıl körlüğü, Pfaff'ın ahlaki ve insani körlüğü, Fischerle'nin hırs ve yanılsama körlüğü olmak üzere çeşitli körleşmelere tanık oluyoruz. Zor bir eser ama katmanlılığını anlayınca ve geçişleri yakalayınca çok etkileyici bir yapıtla karşılaşıyorsunuz.
KörleşmeElias Canetti · Sel Yayıncılık · 20214,503 okunma